İnegöl'deki bir atölyeden yükselen çekiç sesleri, bir buçuk asırlık bir emeği anlatıyor. Romanya'dan başlayıp Türkiye'de kök salan Erkuş ailesi, fıçıcılık mesleğini beş kuşaktır aynı tutkuyla sürdürüyor. Bugün üniversite öğrencisi olan Eren Erkuş, dedesi ve babasından öğrendiği inceliklerle bu kadim zanaatı ayakta tutmaya kararlı.
Dededen toruna süren mesai
81 yaşındaki Erdoğan Erkuş, mesleğe 1950'li yıllarda babasının yanında başladı. O dönemde turşu ve zeytin üreticilerinin yoğun talebiyle gece gündüz çalıştıklarını anlatan Erkuş, ellerindeki kesiklerin kendisi için birer hatıra olduğunu söylüyor. Ailenin dördüncü kuşak temsilcisi olan 53 yaşındaki Orhan Erkuş da 1995 yılından beri babasının mirasını devralarak üretimi devam ettiriyor.
Doğru ağaç doğru teknikle buluşuyor
Fıçıcılıkta en önemli aşama, uygun ağacın seçimiyle başlıyor. İnegöl çevresinden ve Türkiye'nin farklı noktalarından getirilen keresteler, usta ellerde tek tek eleniyor. Seçilen tahtalar, ateşte ısıtılıp bükülerek o meşhur bombeli formuna kavuşuyor. Eren Erkuş, ağaçların kokusuna çocukluğundan beri aşina olduğunu ve bu geleneksel üretimi modern dünyada yaşatmanın gururunu taşıdığını belirtiyor.
Peki bu durum?
Endüstriyel üretimlerin arttığı bir dönemde, el emeğiyle yapılan fıçılar gıda saklama konusunda hala en doğal yöntemlerden biri. Bu ailenin ısrarı, hem yerel bir kültürü koruyor hem de unutulmaya yüz tutmuş zanaatların nasıl nesilden nesile aktarılabileceğini gösteriyor. Genç kuşağın mesleğe sahip çıkması, bu geleneğin yakın gelecekte de varlığını sürdüreceğini kanıtlıyor.