Havadis | Bursa | Memedeki ağrısız kitleler sessiz bir tehlikeye işaret ediyor olabilir

Memedeki ağrısız kitleler sessiz bir tehlikeye işaret ediyor olabilir

Meme kanseriyle mücadelede erken teşhisin hayati önemini vurgulayan uzmanlar, toplumdaki yanlış inanışların tedavi süreçlerini aksattığına dikkat çekerek kadınları düzenli kontroller konusunda uyarıyor.

Meme kanseriyle mücadelede erken teşhisin hayati önemini vurgulayan uzmanlar, toplumdaki yanlış inanışların tedavi süreçlerini aksattığına dikkat çekerek kadınları düzenli kontroller konusunda uyarıyor.

Memedeki ağrısız kitleler sessiz bir tehlikeye işaret ediyor olabilir
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Kadın sağlığını tehdit eden en yaygın hastalıkların başında gelen meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerin kontrol mekanizmalarını yitirerek düzensiz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkıyor. Medicana Bursa Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, bu sinsi hastalığın erken evrelerde genellikle hiçbir belirti vermediğini, bu nedenle düzenli taramaların ve yaşa uygun görüntüleme yöntemlerinin hayati bir zorunluluk taşıdığını ifade ediyor. Hastalığın gelişiminde yaşın ilerlemesi en temel risk faktörü olarak kabul edilse de, günümüzde çok daha genç yaştaki kadınlarda da meme kanseri vakalarına rastlanabiliyor.

Risk faktörleri ve erken teşhisin önemi

Uzmanlar, meme kanseri riskini artıran unsurları sadece yaşla sınırlamıyor. 15 yaşından önce adet görmeye başlamak veya geç menopoza girmek gibi hormonal süreçlerin yanı sıra, hiç evlenmemiş olmak ya da ilk gebeliği ileri yaşta yaşamak da risk faktörleri arasında yer alıyor. Aile geçmişinde meme, yumurtalık veya erkek meme kanseri öyküsü bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Avcı, yaşam tarzı alışkanlıklarının da süreci doğrudan etkilediğini vurguluyor. Alkol ve sigara kullanımı, fazla kilolu olmak, fiziksel aktivite yetersizliği ve BRCA gen mutasyonu taşıyıcılığı, hastalığın ortaya çıkışını tetikleyebilecek kritik unsurlar olarak öne çıkıyor. Memede yeni ortaya çıkan sertlikler, şişlikler, derideki çökme veya portakal kabuğu görünümü, meme başında içe çekilme ya da kanlı akıntı gibi belirtiler, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmayı gerektiren acil durumlar olarak değerlendiriliyor. Özellikle memede ağrı olmamasının kanser olmadığı anlamına gelmediğini, aksine başlangıç evresinde ağrının genellikle görülmediğini bilmek gerekiyor.

Doğru bilinen yanlışlar tedavi sürecini aksatıyor

Toplumda yerleşmiş bazı hatalı inanışlar, hastaların erken teşhis ve tedavi süreçlerine erişimini ciddi oranda geciktirebiliyor. Prof. Dr. Nilüfer Avcı, mamografinin memeyi sıkıştırarak kanser hücrelerini yaydığına veya kansere neden olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt bulunmadığını, erken evrede yakalamanın sağladığı faydanın teorik risklerden çok daha büyük olduğunu belirtiyor. Bir diğer yaygın yanlış ise biyopsi işlemine dair duyulan korkudur. Bıçak değerse kanser yayılır düşüncesinin tamamen yanlış olduğunu vurgulayan uzmanlar, teşhis ve doğru tedavi planı için memedeki kitleden mutlaka biyopsi yapılması gerektiğini, patolojik incelemenin başarılı bir tedavinin ilk ve en önemli adımı olduğunu hatırlatıyor.

Kişiselleştirilmiş tedavi ile başarı oranları artıyor

Günümüzde meme kanseri tedavisinde tüm hastalara aynı standart protokollerin uygulanmadığı, modern tıbbın her hastayı ve tümörün biyolojik özelliklerini ayrı ayrı değerlendirdiği bir döneme girildiği görülüyor. Kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları sayesinde başarı oranlarının ve hastalıksız sağ kalım sürelerinin ciddi oranda arttığını belirten Prof. Dr. Nilüfer Avcı, kadınlara kendi vücutlarını tanımaları çağrısında bulunuyor. Memedeki normal yapıyı ve olası değişiklikleri takip etmenin çok değerli olduğunu belirten uzman, yeni bir kitle ya da farklılık fark edildiğinde nasıl olsa geçer diyerek beklemenin büyük bir hata olduğunu, meme kanserinin erken yakalandığında tamamen tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ifade ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız