Bursa 19'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve kamuoyunun yakından takip ettiği Nilüfer Belediyesi imar rüşveti davasında, eski Belediye Başkanı Turgay Erdem'in tutukluluk halinin devamına hükmedildi. Toplam 21 sanığın yargılandığı davanın üçüncü celsesinde, mahkeme heyeti hem Erdem'in tahliye talebini reddetti hem de diğer sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin sürmesini kararlaştırdı. Duruşma, eksik hususların giderilmesi amacıyla ileri bir tarihe ertelendi.

Sağlık sorunlarını gerekçe gösterdi
Davanın tek tutuklu sanığı olan Turgay Erdem, savunmasında ağır sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini vurgulayarak özgürlüğünü talep etti. Kalp pili ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Erdem, prostat kanseri teşhisi aldığını ve karaciğer yetmezliği tedavisinin cezaevi koşulları nedeniyle yarım kaldığını ifade etti. Yüzde 100 sürekli engelli raporu bulunduğunu hatırlatan eski başkan, mevcut tutukluluk ortamının tıbbi kontrollerinin yapılmasına engel teşkil ettiğini savunarak, emeklilik dönemini ailesiyle geçirmeyi planlarken bu süreçle karşılaştığını dile getirdi.

İddiaları reddederek bilirkişi raporuna işaret etti
Hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddeden Turgay Erdem, görev yaptığı dönemdeki imar faaliyetlerinin tamamen mevzuata uygun olduğunu savundu. Özellikle 2009-2014 yılları arasındaki yoğun yapılaşma sürecinde, vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla sorumluluk aldıklarını belirten Erdem, imzaladığı belgelerin yasal yetkiler çerçevesinde olduğunu iddia etti. Erdem, mahkemeye sunulan bilirkişi raporlarının da kendi lehine olduğunu, kendisine devredilen yetkilerin mevzuata aykırılık teşkil etmediğinin uzmanlarca tespit edildiğini öne sürdü.

Kumpas iddiaları ve MASAK raporu vurgusu
Savunmasında kendisine yönelik bir kumpas kurulduğunu iddia eden Turgay Erdem, bir önceki duruşmada tanıkların çelişkili ifadeler verdiğini savundu. Örgüt yöneticiliği suçlamasını kabul etmeyen Erdem, HTS kayıtları ve MASAK raporlarının incelendiğinde, iddia edilen örgüt üyeleri arasında süreklilik arz eden bir ilişki veya maddi bir bağ bulunmadığının açık olduğunu belirtti. MASAK raporunda aleyhine herhangi bir tespit yer almadığını ifade eden Erdem, yurt dışına çıkışının kaçma girişimi olarak yorumlanmaması gerektiğini, pasaportundaki kısıtlamanın sisteme işlenmediğini fark edince geri döndüğünü sözlerine ekledi.
