Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde yaşayan 59 yaşındaki Nurdoğan Alyaz, on yıl önce hipertansiyona bağlı olarak gelişen böbrek yetmezliği ile tanıştı. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte günlük yaşam kalitesi ciddi oranda düşen ve çalışma hayatına veda etmek zorunda kalan Alyaz, uzun yıllar boyunca ilaç tedavisiyle süreci yönetmeye çalıştı. Ancak böbrek fonksiyonlarının kritik seviyeye gerilemesi, artık kaçınılmaz olan diyaliz sürecini gündeme getirdi. Nurdoğan Alyaz, bu durumu kabullenip yaşamını diyaliz makinelerine bağlı sürdürmeye hazırlanırken, eşi Songül Alyaz’ın kararlı duruşu tüm süreci değiştirdi. Eşinin makineye bağımlı bir hayat sürmesini istemeyen Songül Alyaz, hiç tereddüt etmeden donör olmaya karar verdi.
Fedakarlığın en somut hali: Eşten eşe nakil
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Organ Nakil Merkezi’ne başvuran çift, yapılan tetkiklerin ardından nakil için uygun olduklarını öğrendi. Prof. Dr. Cabir Alan ve Doç. Dr. Hasan Anıl Kurt tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla, Songül Alyaz’dan alınan böbrek eşine nakledildi. Operasyonun ardından Nurdoğan Alyaz’ın böbrek değerleri hızla normale dönerken, sekizinci günün sonunda taburcu olabilecek seviyeye ulaştı. Songül Alyaz ise kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatın sağladığı avantajla, kısa sürede ayağa kalkarak eşinin başucunda refakatçisi oldu. Bu durum, hem doktorları hem de çifti büyük bir mutluluğa boğdu.
Kapalı cerrahi yöntemiyle hızlı iyileşme
Operasyonu gerçekleştiren ekipten Doç. Dr. Hasan Anıl Kurt, canlı vericili nakillerde Türkiye’nin oldukça başarılı bir noktada olduğunu vurguladı. Kapalı yöntemle yapılan cerrahinin verici üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çeken Kurt, böbreğin damarlarına zarar vermeden gerçekleştirilen bu işlemin, vericinin günlük yaşamına çok daha hızlı dönmesini sağladığını belirtti. Songül Alyaz’ın ameliyat sonrası gösterdiği hızlı toparlanma süreci, bu modern cerrahi tekniklerin başarısını bir kez daha kanıtladı. Nurdoğan Alyaz ise eşinin bu büyük fedakarlığı karşısında duygularını gizleyemeyerek, eşinin kararlılığı sayesinde yeniden sağlığına kavuşmanın tarif edilemez bir mutluluk olduğunu ifade etti.
Organ bağışında farkındalık çağrısı
Prof. Dr. Cabir Alan, hipertansiyon ve diyabetin böbrek yetmezliğindeki temel tetikleyiciler olduğunu hatırlatarak, erken teşhisin hayati önemine dikkat çekti. Türkiye’de kadavradan bağış oranlarının düşüklüğü nedeniyle hastaların yakınlarından organ beklemek zorunda kaldığını belirten Prof. Dr. Alan, ancak doku uyuşmazlıkları nedeniyle bu sürecin her zaman başarıyla sonuçlanamadığını dile getirdi. Birçok hastanın sıra beklerken hayatını kaybettiği gerçeğine vurgu yapan uzmanlar, toplumun organ bağışı konusunda daha duyarlı olması gerektiğinin altını çizdi. Songül Alyaz da herkesi bağışçı olmaya davet ederek, eşinin sağlığına kavuşmasının verdiği huzuru paylaştı.