Denizli'nin Beyağaç ilçesinde bir dönem sadece yerel pazarlarda değil, Türkiye'nin dört bir yanında ve hatta yurt dışı sofralarında kendine yer bulan meşhur Beyağaç karpuzunun hikayesi, aslında bir öğretmenin çiftçiye yeni bir umut aşılama çabasıyla başladı. 2004-2009 yılları arasında Beyağaç Belediye Başkanlığı görevini üstlenen İsmail Eliuz, 1980'li yılların başında ilçedeki tarımsal yapıyı kökten değiştiren o süreci, tütünün yarattığı ekonomik çıkmazdan kurtulma arzusuyla anlatıyor. O dönem Beyağaç Lisesi'nde görev yapan Eliuz, bölge halkının en büyük geçim kaynağı olan tütünün, sulama şartları nedeniyle TEKEL tarafından düşük kaliteli olarak sınıflandırılmasından ve çiftçinin emeğinin karşılığını alamamasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Kendi ailesi de tütün üreticisi olan Eliuz, bu kısır döngüyü kırmak adına alternatif ürün arayışına girdiğinde, Kale'nin Kurubağlık köyünde yetiştirilen Amerikan menşeli Charleston Gray çeşidiyle tanıştı.
Tohumdan festivale uzanan başarı öyküsü
1981 yılında 10 dekarlık bir arazide ilk denemesini gerçekleştiren Eliuz, bölgede karpuz yetiştiriciliği konusunda hiçbir tecrübe bulunmaması nedeniyle başlangıçta zorluklar yaşadı. Tohumların doğrudan toprağa ekilmesi sonucu bitkilerin seyrek çıkması, ailesinin tarlayı bozma önerisini beraberinde getirse de Eliuz pes etmedi. Sezon sonunda elde edilen ürün, hem lezzeti hem de aromasıyla herkesi şaşırttı. İkinci yıl tüpleme yöntemine geçilmesiyle verim katlandı ve Beyağaç pazarı, dışarıdan gelen karpuzlara kapılarını kapatarak tamamen yerli üretime yöneldi. 1983 yılında ekim alanı 20 dekara, 1984 yılında ise 40 dekara ulaştı. Artık Beyağaç, sadece kendi ihtiyacını karşılayan değil, çevre il ve ilçelere ürün gönderen bir merkez haline gelmişti. 30-35 kilograma ulaşan devasa karpuzlar, ilçenin adını karpuzcu memleket olarak duyurmasını sağladı. Bu başarı, 1986 ve 1987 yıllarında düzenlenen görkemli Karpuz Festivalleri ile taçlandırıldı.
Su krizi üretimi durma noktasına getirdi
Beyağaç'ın tarım tarihinde altın çağını yaşadığı bu dönem, ne yazık ki çevresel faktörlerin kurbanı oldu. İlçenin tarımsal sulamasında hayati bir öneme sahip olan Subaşı Mahallesi'ndeki Su Gözü kaynağının debisinin önce düşmesi, ardından tamamen kuruması, karpuz üreticiliğine büyük bir darbe vurdu. Sulama imkanlarının ortadan kalkmasıyla birlikte, bir dönem çiftçinin en önemli gelir kapısı olan bu bereketli üretim süreci yavaş yavaş durma noktasına geldi. Eliuz, o günleri hatırlarken, karpuzun sadece bir ürün değil, aynı zamanda ilçenin potansiyelini ortaya koyan bir sembol olduğunu vurguluyor.
Yeniden yeşeren umutlar ve gelecek vizyonu
Aradan geçen yıllara rağmen İsmail Eliuz, Beyağaç'ın tarımsal potansiyelinin hala canlı olduğuna inanıyor. Günümüzde gelişen yeni sulama teknolojileri ve imkanlarının, geçmişteki tecrübeyle birleştirilmesi durumunda ilçede karpuz yetiştiriciliğinin yeniden canlandırılabileceğini savunuyor. Beyağaç'ın yaylaları, coğrafi yapısı ve tarımsal geçmişi, bu tür girişimler için hala büyük bir fırsat sunuyor. Eliuz'un kaleme aldığı bu anılar, sadece geçmişin bir nostaljisi değil, aynı zamanda ilçenin gelecekteki tarımsal kalkınması için bir yol haritası niteliği taşıyor. 10 dekarlık bir tarlada başlayan bu cesur deneme, bugün hala Beyağaçlı üreticiler için bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.