Avrupa'nın soğuk bölgelerinden yola çıkarak Afrika'nın sıcak kışlama alanlarına ulaşmak için binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuğa çıkan göçmen kuşlar, rotaları üzerindeki en kritik duraklardan birinde mola verdi. Dicle Havzası'nın sunduğu zengin ekosistem, bu yıl da yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Özellikle Dicle Üniversitesi yerleşkesi sınırları içerisinde yer alan Kabaklı Göleti, göç yolculuğunun yorgunluğunu atmak isteyen kanatlı misafirlerin adeta sığınma noktası haline geldi. Yaklaşık on gündür bölgede gözlemlenen kuşlar, göçlerine devam etmeden önce burada beslenerek enerji depoluyor.

Doğal bir sığınak olarak Kabaklı Göleti
Biyoçeşitlilik ve Çevre Koruma Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Kabaklı Göleti'nin sadece bir su birikintisi değil, bölgedeki kuş popülasyonu için hayati bir dinlenme ve beslenme merkezi olduğunu vurguluyor. Dicle Havzası'nın sunduğu bu eşsiz sulak alan, göç esnasında büyük enerji harcayan kuşlar için adeta bir enerji istasyonu görevi görüyor. Prof. Dr. Kılıç, göletin korunaklı yapısının kuşları cezbettiğini belirterek, burada yapılan gözlemlerin yaklaşık 200 farklı kuş türünün varlığını kanıtladığını ifade ediyor. Göçmen kuşlar arasında leyleklerin yanı sıra flamingolar, çeltikçiler, çıkrıkçınlar, mahmuzlu kızkuşları, sarı kuyruksallayanlar ve su çullukları gibi çok sayıda tür, göletin çevresinde bir arada görülebiliyor. Bu çeşitlilik, bölgenin ekolojik zenginliğinin ne kadar kritik bir seviyede olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Leylekler rotayı değiştirdi: Kış artık burada geçiyor
Göç yolculuğunun en dikkat çekici değişimi ise leyleklerin davranışlarında gözlemleniyor. Normal şartlarda eylül ortasında bölgeden ayrılmaları beklenen leyleklerin, artık göç etmeyerek kışı Diyarbakır'da geçirme eğiliminde oldukları tespit edildi. Prof. Dr. Kılıç, bu durumu iklim değişikliği ve kış aylarının eskiye nazaran daha ılıman geçmesiyle açıklıyor. Bölgedeki su kaynaklarının ve besin imkanlarının yeterli olması, leyleklerin binlerce kilometrelik riskli yolculuğu göze almak yerine Türkiye'de kalmayı tercih etmelerine neden oluyor. Bu durum, sadece bir göç alışkanlığı değişikliği değil, aynı zamanda bölgenin kuşlar için sunduğu yaşam kalitesinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Biyoçeşitliliği korumak tarımsal geleceğimiz için şart
Sulak alanların korunmasının sadece kuşlar için değil, bölge tarımı ve insan sağlığı için de büyük bir avantaj sağladığını belirten Prof. Dr. Ahmet Kılıç, vatandaşlara ve kurumlara önemli görevler düştüğünü hatırlatıyor. Kuş çeşitliliğinin varlığı, tarımsal verimi doğrudan etkileyen doğal bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. İstenmeyen böceklerin kontrol altına alınması ve hastalıkların önlenmesinde kuşların oynadığı rol, ekosistemin sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez bir değer taşıyor. Kabaklı Göleti gibi alanların korunması, su takviyelerinin yapılması ve avcılık gibi tehditlerin önüne geçilmesi, bu zenginliğin gelecek nesillere aktarılabilmesi için atılması gereken en temel adımlar arasında yer alıyor. Bölge halkının duyarlılığı ve kurumlar arası iş birliği, bu doğal mirasın korunmasında belirleyici bir faktör olmaya devam edecek.




