Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Beşpınar Mahallesi’nde 3 Eylül 2017 tarihinde yaşanan ve bugüne kadar aydınlatılamayan Osman Güler’in kayboluşu, yıllar sonra mahkeme koridorlarına taşındı. Genç adamın pamuk tarlasını sulamak için evden ayrılıp bir daha geri dönmemesiyle başlayan süreç, ailenin dokuz yıldır süren bitmek bilmeyen bekleyişine dönüştü. Olayın ardından başlatılan ilk arama çalışmalarından sonuç alınamaması, dosyayı uzun süre faili meçhul bir noktada bırakmıştı. Ancak 2022 yılında Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerinin dosyayı devralmasıyla birlikte, teknolojik veriler ve HTS kayıtları üzerinden yürütülen titiz incelemeler, olayın seyrini tamamen değiştirdi.

Kayıp dosyasında kasten öldürme şüphesi
Başlangıçta kişiyi hürriyetinden yoksun kılma iddiasıyla ele alınan dosya, JASAT’ın derinlemesine araştırmaları sonucunda kasten öldürme şüphesiyle yeniden şekillendi. Bu yılın şubat ayında düzenlenen operasyonlarla gözaltına alınan sekiz şüpheliden üçü, Selahattin Akbuğa ile oğulları Halil İbrahim ve Muhammed Akbuğa, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, sanıklar üzerlerine atılı suçlamaları reddederek olayla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını savundu. Sanık Selahattin Akbuğa, kızının Osman Güler’in ağabeyi tarafından kaçırılmasıyla başlayan husumetin daha sonra barışla sonuçlandığını iddia ederek, olay günü evinde olduğunu öne sürdü.

Baba Lütfü Güler: Dokuz yıldır her gün ölüyoruz
Mahkeme salonunda söz alan acılı baba Lütfü Güler, sanıkların ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, yaşadıkları süreci detaylarıyla anlattı. Aileler arasındaki kız isteme meselesinin ardından başlayan gerilimin, tehditlere ve sürekli bir takibe dönüştüğünü ifade eden baba Güler, oğlunun kaybolduğu gün tarlada yalnız olduğunu hatırlattı. Traktörün çalışır vaziyette bırakıldığını ancak oğlunun izine rastlanmadığını dile getiren Lütfü Güler, sanıkların kendilerini aylarca gözetlediğini ve aralarında yaşanan arbedelerde silah çekildiğini iddia etti. Dokuz yıldır oğlunun akıbetini öğrenememenin verdiği ağırlıkla konuşan baba, her gün aynı acıyla uyandıklarını vurgulayarak sanıklardan şikayetçi olduğunu yineledi.

Savunma ve mahkemenin kararı
Sanık avukatları ise dosyada somut bir delil bulunmadığını, sürecin varsayımlar ve duyumlar üzerine inşa edildiğini savunarak müvekkillerinin tahliyesini talep etti. Ancak mahkeme heyeti, mevcut delil durumu ve olayın vahametini göz önünde bulundurarak sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma, olayın kilit ismi olan R.A.’nın ve diğer tanıkların dinlenmesi amacıyla 28 Ocak 2027 tarihine ertelendi. Yıllardır süren bu karanlık olay, mahkemenin vereceği nihai kararla birlikte aydınlatılmayı bekliyor.

