Cibuti açıklarında 8-9 Ekim gecesi meydana gelen ve Doğu Göç Rotası üzerindeki en sarsıcı deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçen olayda, bilanço her geçen saat daha da ağırlaşıyor. Yemen'e ulaşmak amacıyla yola çıkan ve içerisinde 305 düzensiz göçmenin bulunduğu tekne, Obock kentinin kuzeyinde yer alan Guhere açıklarında sulara gömüldü. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) tarafından yapılan son açıklamaya göre, yürütülen arama kurtarma çalışmalarında 30 kişinin daha cansız bedenine ulaşılmasıyla birlikte, hayatını kaybedenlerin sayısı 139'a yükseldi.

Kayıp 84 kişi için umutlar azalıyor
Bölgedeki arama ve kurtarma faaliyetleri, Cibuti makamlarının koordinasyonunda büyük bir titizlikle devam ediyor. Ancak denizde kayıp durumda olan 84 kişinin akıbeti hala belirsizliğini koruyor. Kazadan sağ kurtulmayı başaran 82 kişi ise IOM'nin Obock'taki Göçmen Müdahale Merkezi'ne nakledildi. Burada hayatta kalan göçmenlere barınma, gıda, acil sağlık hizmetleri ve psikososyal destek sağlanarak yaşadıkları travmanın etkileri hafifletilmeye çalışılıyor.
Uluslararası toplumdan acil eylem çağrısı
Yaşanan bu büyük felaket, göç yollarındaki tehlikeleri bir kez daha dünya gündeminin merkezine taşıdı. IOM Genel Müdürü Amy Pope, trajik olayın ardından yaptığı değerlendirmede, insanların başka bir güvenli yol bulamadıkları için bu tür tehlikeli yolculuklara mecbur kaldıklarını vurguladı. Pope, ölümlerin kanıksanmaması gerektiğini belirterek, hükümetlere ve uluslararası bağışçılara, bir sonraki tekne batmadan önce güvenli ve yasal göç yollarını oluşturmaları için acil harekete geçmeleri çağrısında bulundu.
Doğu Göç Rotası'nda tehlike çanları
Cibuti'den Yemen'e uzanan bu rota, düzensiz göçmenlerin en sık kullandığı ancak aynı zamanda en ölümcül sonuçların doğduğu geçiş noktalarından biri olarak biliniyor. 305 kişiyi taşıyan teknenin batması, bölgedeki göçmen kaçakçılığı ve deniz güvenliği sorunlarını yeniden tartışmaya açtı. Yetkililer, kayıp kişilere ulaşmak için bölgedeki tarama faaliyetlerini sürdürürken, yaşanan bu acı kaybın ardından göçmenlerin yaşadığı çaresizlik ve güvenlik arayışı, uluslararası kamuoyunda derin bir üzüntüyle karşılandı.