Şubat ayındaki büyük yıkımın ardından Kanada hükümetinin kapılarını açması, binlerce depremzede için bir kurtuluş umudu olmuştu. Ancak aradan geçen zaman, bu iyimser tabloyu yerini derin bir endişeye bıraktı. Kanada'nın sunduğu geçici çalışma izinlerinin süresi dolarken, bölgedeki yaklaşık 7 bin Türk vatandaşı için geri sayım başladı.
Ucuz işgücü tuzağı mı?
Depremzedelerin Kanada'daki yaşam mücadelesi, başlangıçta yeni bir başlangıç olarak görülse de süreç kısa sürede farklı bir boyuta evrildi. Birçok vatandaş, vasıflarına uygun işler bulmak yerine, ülkenin düşük ücretli ve ağır çalışma koşullarına sahip sektörlerinde istihdam edildi. Uzmanlar, bu durumun bir entegrasyon projesinden ziyade, sistemin ihtiyaç duyduğu ucuz işgücü açığını kapatmaya yönelik geçici bir çözüm olarak kurgulandığını savunuyor.
Hükümetin kararı bekleniyor
Şu an gözler Kanada Göçmenlik Bakanlığı’nın vereceği kritik karara çevrilmiş durumda. Çalışma izinleri sona eren depremzedeler için kalıcı bir statü verilip verilmeyeceği veya ülkelerine geri gönderilip gönderilmeyecekleri konusu, binlerce ailenin kaderini belirleyecek. Ottawa yönetiminin bu konuda atacağı adım, insani bir yaklaşım mı yoksa katı bir bürokratik prosedür mü olacağı sorusunu da beraberinde getiriyor.
İsviçre'den farklı bir yaklaşım
Dünya genelinde göçmenlik politikaları tartışılırken, İsviçre cephesinden gelen haberler dikkat çekici bir tezat oluşturuyor. İsviçre halkı, yakın zamanda yapılan bir referandumda nüfus artışını sınırlamaya yönelik önerilere hayır diyerek, daha kapsayıcı bir tutum sergiledi. Kanada'daki Türk depremzedeler, kendi gelecekleri için de benzer bir insani esneklik ve kalıcı çözüm bekliyor. Önümüzdeki günler, 7 bin kişi için ya yeni bir hayatın kapısını aralayacak ya da büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanacak.