Dünya ekonomisinin can damarı olan kritik minerallerde Pekin yönetiminin hamleleri endişe yaratıyor; uzmanlar, ihracat kısıtlamalarının hayata geçmesi durumunda devasa bir üretim krizinin tetikleneceği konusunda uyarıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından paylaşılan son rapor, küresel sanayinin geleceğine dair karanlık bir tablo çiziyor. Özellikle otomotivden savunma sanayisine kadar pek çok stratejik alanda kullanılan nadir toprak elementleri ve grafit, yeni bir ticari savaşın merkez üssü haline geldi. Çin’in bu kaynaklara yönelik uygulamayı planladığı ihracat kısıtlamaları, sadece bir ülke ekonomisini değil, tüm dünyayı sarsacak bir domino etkisini beraberinde getirebilir.
Tedarik zincirinde büyük tehlike
IEA’nın "Global Critical Minerals Outlook" verilerine göre, Pekin’in kısıtlamaları tam kapasiteyle devreye girerse, Çin dışındaki ülkelerde 6.5 trilyon dolarlık bir üretim hacmi ciddi bir tedarik riskiyle karşı karşıya kalacak. Bu ekonomik yükün aslan payının ise ABD ve Avrupa Birliği ülkelerine yansıyacağı hesaplanıyor. Uzmanlar, bu durumun küresel çapta bir üretim felaketine yol açabileceği konusunda hemfikir.
Elektrikli araç üretiminde kritik eşik
Özellikle elektrikli araçların kalbi sayılan batarya teknolojilerinde kullanılan işlenmiş grafit pazarının yüzde 90'ından fazlasını kontrol eden Çin, bu gücünü bir baskı unsuru olarak kullanma potansiyeline sahip. Olası bir ticari engellemenin, enerji depolama ve batarya sektöründe yıllık 300 milyar dolarlık üretimi bir anda durdurabileceği ifade ediliyor. Son dönemde lityum, kobalt ve bakır gibi kritik minerallerde yaşanan fiyat dalgalanmaları da bu bağımlılığın ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
Batı'dan alternatif arayışı başladı
Çin'in bu tekelci tutumuna karşı Batılı ülkeler, kendi tedarik zincirlerini oluşturmak için harekete geçti. Gelişmiş ekonomiler, mineral projelerine 65 milyar dolarlık kamu finansmanı sağlarken, ABD ve Malezya gibi bölgelerde kurulan yeni rafineriler meyvelerini vermeye başladı. Bu yatırımlar sayesinde Çin’in pazar payı yüzde 90 seviyelerinden yüzde 85’e geriledi. Analistler, yeni projelerin planlandığı şekilde hayata geçmesi halinde, Pekin’in küresel piyasalardaki baskın rolünün 2035 yılına kadar yüzde 70 seviyelerine kadar gerileyebileceğini öngörüyor.