Onlarca yıldır Keşmir meselesi nedeniyle bıçak sırtında yaşayan Hindistan ve Pakistan, bu kez hayatın temel kaynağı olan su üzerinden geri dönüşü olmayan bir yol ayrımına geldi. Yeni Delhi yönetiminin, Cammu Keşmir'de gerçekleşen kanlı terör saldırılarını gerekçe göstererek 64 yıllık İndus Suları Anlaşması'nı askıya alması, bölgedeki nükleer dengeleri sarsan bir krizi tetikledi.
Suyu stratejik bir silah olarak kullanma hedefi
İki ülke arasındaki gerilim, Hindistan Su Bakanı CR Patil’in açıklamalarıyla bambaşka bir boyuta taşındı. Patil, hükümetin Pakistan'a giden su akışını tamamen durdurmak için devasa altyapı ve baraj projeleri üzerinde çalıştığını belirterek, "Tek bir damla su bile akmayacak" restini çekti. Hindistan hükümeti, 22 Nisan'da gerçekleşen ve 26 kişinin hayatını kaybettiği saldırının ardından, Pakistan'ı doğrudan sorumlu tutarak suyu jeopolitik bir baskı aracı olarak kullanma kararı aldı.

İslamabad'dan "savaş ilanı" uyarısı
Hindistan'ın bu hamlesine Pakistan cephesinden gelen yanıt oldukça sert oldu. Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Hüseyin Andrabi, suyun kesilmesinin sadece bir diplomatik kriz değil, doğrudan bir "savaş ilanı" anlamına geleceğini vurguladı. BM Şartı çerçevesinde tüm haklarını koruyacaklarını belirten Andrabi, suyun Pakistan için bir "can damarı" olduğunu hatırlatarak, bu kaynağa yapılacak herhangi bir müdahalenin askeri karşılık bulacağı konusunda Yeni Delhi'yi uyardı.
Uluslararası hukuk ve bölge güvenliği tehlikede
1960 yılında imzalanan ve nehir sularının iki ülke arasında paylaşımını düzenleyen İndus Suları Anlaşması, bölgedeki barışın en önemli teminatlarından biri olarak görülüyordu. Hindistan'ın bu anlaşmayı tek taraflı olarak devre dışı bırakması, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Güney Asya'nın genel güvenlik mimarisini de tehdit ediyor. Uzmanlar, suyun bir silah olarak kullanıldığı bir senaryonun, nükleer kapasiteye sahip bu iki komşu arasında kontrol edilemez bir çatışmayı tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.