Avrupa Birliği'nin Schengen bölgesine girişlerde devrim niteliğinde değişiklikler yapması beklenen Giriş-Çıkış Sistemi (EES), uygulamaya geçmesine kısa bir süre kala büyük bir engelle karşılaştı. Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, Yunanistan, Malta, Portekiz, İtalya ve İsviçre, sistemin teknik altyapısının henüz tam kapasiteyle çalışmaya hazır olmadığını gerekçe göstererek uygulamayı erteleme kararı aldı. Havalimanlarında yaşanabilecek ciddi yoğunlukların ve teknik aksaklıkların önüne geçmek isteyen bu dokuz ülke, sistemin kusursuz bir şekilde işlemesi için gerekli şartlar sağlanana kadar mevcut kontrol yöntemlerine devam edeceklerini duyurdu.
Teknik altyapı yetersizliği seyahat planlarını değiştirdi
Söz konusu sistem, AB dışından gelen yolcuların sınır geçişlerinde parmak izi ve yüz taraması gibi biyometrik verilerinin toplanmasını zorunlu kılıyordu. Ancak sınır kapılarındaki yolcu akışını korumak ve özellikle yoğun turizm sezonlarında yaşanabilecek seyahat krizlerini önlemek amacıyla, bu ülkelerin geçiş noktalarında altyapı tamamen hazır hale gelene kadar biyometrik veri toplama sürecinin başlatılmayacağı ifade edildi. Yetkililer, sistemin mevcut haliyle sınır geçişlerinde ciddi bir yavaşlamaya neden olabileceği konusunda endişelerini dile getirdi.
Geçiş süreci ve belirsizlik devam ediyor
Geçen yılın ekim ayında kademeli olarak başlatılan ve bu yılın ilk aylarında tamamen devreye girmesi hedeflenen sistem için üye ülkelere daha önce 150 günlük bir esneklik süresi tanınmıştı. Ancak bu süre zarfında yaşanan teknik zorluklar, sistemin geniş çaplı uygulanmasının önündeki en büyük engel haline geldi. Alınan son kararla birlikte, sistemdeki sorunlar tamamen çözülene kadar AB dışından gelen yolcuların sınır geçişleri, eski usul kontrol yöntemleriyle sürdürülmeye devam edecek.
Sınır kontrollerinde eski usul devam edecek
Avrupa genelinde seyahat eden milyonlarca yolcuyu yakından ilgilendiren bu erteleme kararı, dijitalleşme sürecinin ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Üye ülkeler, sistemin güvenilirliği ve hızı konusunda tam bir mutabakat sağlanmadan uygulamaya geçilmesinin, sınır güvenliği ve yolcu konforu açısından risk oluşturabileceğini vurguluyor. Şu aşamada, sistemin ne zaman tam olarak devreye gireceği konusunda net bir tarih verilmezken, teknik iyileştirmelerin öncelikli olduğu belirtiliyor.