ABD Başkanı Donald Trump, 2020 seçimlerine yönelik Çin kaynaklı siber saldırıların devlet içindeki bazı birimlerce halktan saklandığını öne sürerek seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gerçekleştirdiği ulusa sesleniş konuşmasında, Amerikan seçim sisteminin güvenliğine dair çarpıcı iddiaları gündeme taşıdı. Gizliliği kaldırılan istihbarat belgelerini referans gösteren Trump, Çin'in 2020 başkanlık seçimlerine doğrudan müdahale ettiğini ve bu durumun o dönemde bilinçli bir şekilde gizlendiğini savundu.
Seçim sistemindeki zafiyetler
Mevcut seçim altyapısını "yetersiz ve savunmasız" olarak nitelendiren Trump, Pekin yönetiminin 220 milyon seçmenin kişisel verilerine erişim sağladığını iddia etti. Trump, "İstihbarat kurumlarımız, seçmen kayıt sistemlerinin hedef alındığını 2020'de tespit etmesine rağmen, bu kritik bilgiyi ne benden ne de Amerikan kamuoyundan paylaştı" ifadelerini kullandı. Trump, bu durumun arkasında istihbarat teşkilatları içindeki "derin devlet" unsurlarının olduğunu öne sürdü.
Belgelerdeki kritik detaylar
Trump'ın açıklamalarıyla eş zamanlı olarak paylaşılan dört ayrı istihbarat raporu, Ocak 2020 ile Haziran 2026 arasındaki dönemi kapsıyor. Belgelerde sadece Çin değil; Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi aktörlerin de ABD seçim altyapısını tehdit edebilecek kapasiteye sahip olduğu vurgulanıyor. Özellikle merkezi veri tabanları ve resmi internet sitelerinin siber saldırılara karşı en zayıf noktalar olduğu belirtiliyor.
FBI'a soruşturma talimatı
Michigan eyaletindeki seçmen kayıtlarına dair yürütülen soruşturmayı örnek gösteren Trump, FBI Direktörü Kash Patel'e konunun derinlemesine incelenmesi ve şüphelilerin yargı önüne çıkarılması için talimat verdiğini açıkladı. Ayrıca, İç Güvenlik Bakanlığı'nın verilerine atıfta bulunan Trump, 278 bin yabancı uyruklu kişinin federal seçimlerde oy kullanmak üzere kayıtlı olduğunu iddia etti.
Yeni güvenlik önlemleri yolda
Seçim güvenliğini sağlamak için radikal adımlar atacağının sinyalini veren Trump, bundan sonraki süreçte vatandaşlık kanıtı zorunluluğu, fotoğraflı kimlik uygulaması ve posta yoluyla oy kullanma sistemine ciddi kısıtlamalar getirilmesi gerektiğini vurguladı. Trump'ın bu çıkışı, ABD'nin iç siyasetinde seçim güvenliği tartışmalarını yeniden en üst seviyeye taşıdı.