Kuduz, modern tıbbın tüm imkanlarına rağmen belirtileri başladığı andan itibaren geri dönüşü olmayan ve neredeyse tamamı ölümle sonuçlanan bir tablo çiziyor. 28 Eylül Dünya Kuduz Günü vesilesiyle konunun ciddiyetine dikkat çeken Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Dilek Akıncı, bu sinsi virüsün merkezi sinir sistemini hedef aldığını ve vücuda giriş yaptığı andan itibaren beyne ulaşmak için sinsi bir yolculuğa başladığını ifade etti. Virüsün kuluçka süresinin ısırığın derinliğine ve vücuttaki konumuna göre haftalar hatta aylar sürebileceğini belirten Akıncı, bu sürenin aslında hayat kurtarmak için elimizdeki tek fırsat penceresi olduğunu vurguladı.
İlk müdahale hayat kurtaran bir bariyerdir
Bir hayvan tarafından ısırılma veya tırmalanma vakasıyla karşılaşıldığında, hastaneye gidene kadar geçen sürede yapılan basit bir işlemin enfeksiyon riskini ciddi oranda düşürdüğü kanıtlanmıştır. Dr. Akıncı, yaranın vakit kaybetmeden bol su ve sıvı sabunla en az 10 ile 15 dakika boyunca yıkanmasının, bölgedeki virüs yükünü fiziksel olarak azaltmak için atılması gereken en temel adım olduğunu belirtiyor. Bu temizlik işleminin ardından yaranın dikilmemesi veya kapatılmaması gerektiğini, ancak kanama kontrolü için baskı uygulanabileceğini hatırlatan uzmanlar, yara temizliğinin bir ihmal değil, hayati bir zorunluluk olduğunun altını çiziyor. Temizlik sonrası antiseptik solüsyon kullanımı önerilse de, bu işlemin profesyonel bir sağlık kuruluşuna başvurmanın yerini tutmayacağı unutulmamalıdır.
Risk değerlendirmesi uzmanlık gerektirir
Her hayvan teması aynı risk seviyesini taşımıyor olsa da, hangi vakanın düşük hangisinin yüksek riskli olduğuna karar verecek tek merci bir sağlık profesyonelidir. Özellikle sahipsiz hayvanların kışkırtılmadan saldırması, ısırığın baş, boyun veya el gibi sinir uçlarının yoğun olduğu bölgelerde gerçekleşmesi ve derin yaraların varlığı, tıbbi literatürde yüksek riskli temas olarak sınıflandırılıyor. Hayvanın aşı durumunun bilinmediği veya gözlem altına alınamadığı durumlarda, koruyucu aşı programının derhal başlatılması gerektiğini belirten Dr. Akıncı, vatandaşların aşıyı erteleme eğiliminin büyük bir hata olduğunu ifade ediyor. Aşı takviminin geciktirilmesi, virüsün beyne ulaşması için gereken süreyi kısaltan bir ihmal olarak değerlendiriliyor.
Belirtiler ortaya çıktığında tedavi şansı kalmıyor
Kuduzun ilk evrelerinde ateş, halsizlik ve ısırık bölgesinde hissedilen karıncalanma gibi masum görünen belirtiler, hastalığın ilerleyen aşamalarında yerini huzursuzluk, kasılmalar, aşırı salya artışı ve sudan korkma gibi dramatik nörolojik tablolara bırakıyor. Dr. Akıncı, bu aşamaya gelindiğinde virüsün artık merkezi sinir sistemine yerleştiğini ve mevcut tıbbi yöntemlerle hastalığın seyrini durdurmanın neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor. Bu nedenle kuduzla mücadelede tek ve en etkili silah, virüs beyne ulaşmadan önce uygulanan koruyucu aşılamadır. Evcil hayvanların düzenli aşılanması, sahipsiz hayvanlarla temastan kaçınılması ve çocukların bu konuda eğitilmesi, toplum sağlığını korumak adına atılması gereken en temel adımlar arasında yer alıyor.