Edirne'nin bereketli topraklarında yetişen ve şehrin gastronomi kimliğinin en önemli parçalarından biri olan tescilli Karaağaç acı biberi, üreticileri için yılın en yoğun ve dikkat gerektiren dönemini başlattı. Mayıs ayında toprakla buluşturulan fidelerin meyveleri, temmuz ayının son günlerinden itibaren tarlalardan toplanmaya başlandı. Tava ciğerin yanında olmazsa olmaz kabul edilen bu özel ürün, sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir kültür mirası olarak özenle işleniyor. Üreticiler, tarladan sofraya uzanan bu uzun yolculukta her aşamayı büyük bir titizlikle yönetiyor.
Ata tohumuyla gelen lezzet mirası
Üretici Tunahan Ule, bu biberlerin başarısının temelinde dedelerinden kalan ata tohumlarının yattığını vurguluyor. Tohumun patentli olduğunu belirten Ule, üretim sürecinin her adımını detaylandırıyor. Mayıs ayının başında ekimi yapılan biberler, haziran ayı boyunca süren çapalama işlemlerinin ardından temmuz ayında damlama sulama sistemiyle destekleniyor. Temmuzun sonuna doğru başlayan hasat süreci, imece usulüyle gerçekleştirilen yoğun bir işçilik dönemini de beraberinde getiriyor. Tarladan toplanan biberler, tek tek iğneyle iplere dizilerek kurutulmak üzere özel alanlara taşınıyor.
Gölgede kurutmanın hassas dengesi
Kurutma süreci, ürünün kalitesini belirleyen en kritik aşama olarak öne çıkıyor. Ule, biberlerin kesinlikle güneş ışığına maruz kalmaması gerektiğini, aksi takdirde renklerinin beyazlayarak kalitelerini yitireceklerini ifade ediyor. Yaklaşık 1,5 ila 2 ay süren bu kurutma dönemi, adeta bir bebeğe bakar gibi hassas bir bakım gerektiriyor. Biberlerin asıldığı alanların gölgede kalması, ortamın ısısının korunması ve en önemlisi rutubetten tamamen arındırılması gerekiyor. Depolama aşamasında doğal gaz veya soba gibi ısıtıcılarla ortamın nem dengesi sürekli kontrol altında tutuluyor; çünkü bu ürün rutubeti hiçbir şekilde kabul etmiyor.
Sadece ciğerin değil sofraların baş tacı
Karaağaç acı biberinin kullanım alanı, geleneksel tava ciğerin ötesine geçerek Türkiye'nin dört bir yanındaki mutfaklara yayılmış durumda. Ule, kuru fasulye ve nohut gibi ev yemeklerinin yanında da artık bu özel biberin tercih edildiğini belirterek, ürünün hayatın her alanında kendine yer bulduğunu ifade ediyor. Askıdan alınıp çuvallara konulana kadar geçen her aşamada büyük bir emek harcanan bu biberler, kurutma işleminin tamamlanmasıyla birlikte Edirne'den Türkiye'nin farklı bölgelerine gönderilerek sofralardaki yerini alıyor. Üreticiler, bu zahmetli sürecin sonunda elde edilen yüksek kaliteli ürünün, tüketicilerden gelen yoğun ilgiyle karşılık bulmasından büyük memnuniyet duyuyor.