Edirne’nin Süloğlu ilçesine bağlı Akardere köyünde yaşayanlar, bayram sabahı kurbanlarını kestikten sonra mutfaklarını birleştiriyor. Kimseden esirgenmeyen bu paylaşım kültürü, köyün kuruluşundan bugüne kadar bozulmadan geliyor.
Gelenek nasıl işliyor
Kurbanını kesen her hane, payının bir kısmını köy camisindeki aşevine getiriyor. Gençler ve gönüllüler, büyük kazanlarda meşe odunu ateşiyle etleri dört saat boyunca pişiriyor. İmamın yaptığı bereket duasının ardından köy meydanında yemek dağıtımı başlıyor. Kendi kaplarını alan köylüler, sıraya girerek herkes için hazırlanan bu ziyafetten payını alıyor.
Bu gelenek ne anlama geliyor
Paylaşmak, sadece bir dini vecibe değil, aynı zamanda köydeki birlik bağlarını güçlendiren bir sosyal yaşam biçimi. Komşuların birbirinin sofrasından haberdar olduğu bu sistem, maddi durumu ne olursa olsun herkesin bayramı eşit koşullarda geçirmesini sağlıyor. İnsanlar sofralarına oturduklarında sadece et değil, aynı zamanda komşuluk hukukunu da paylaşıyor.
Gelecek bayramlarda ne olacak
Köy halkı, bu köklü mirası genç nesillere aktarmaya kararlı. Muhtar Aydın Yiğitoğlu öncülüğünde süren bu yardımlaşma ağı, köyün kimliğini oluşturan en önemli değerlerden biri olmaya devam edecek. Gelecek yıllarda da Akardere'de ocaklar yine tüm köy için yanacak.