Elazığ topraklarında yetişen üzüm ve cevizin, bölgeye özgü beyaz toprakla buluştuğu o geleneksel süreç yeniden başladı. Coğrafi işaret tesciliyle kalitesini kanıtlayan orcik, köylülerin en önemli geçim kaynaklarından biri olmaya devam ederken, bu yıl da yoğun bir taleple karşı karşıya. Eylül ayının ortasında start alan ve Ekim sonuna kadar süren bu zahmetli üretim süreci, sadece bir gıda hazırlığı değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir kültürün yaşatılması anlamına geliyor.
Emek ve sabırla gelen lezzet
Üretim süreci, bağlardan toplanan üzümlerin sıkılması ve bölgeye has beyaz toprakla mayalandırılmasıyla başlıyor. Elde edilen şıra, büyük kazanlarda kaynatılarak kıvam alması sağlanırken, diğer tarafta özenle kırılan cevizler iplere diziliyor. İpe dizilen cevizler, kazanda hazırlanan şıraya üç veya dört kez batırılarak o meşhur formuna kavuşuyor. Değirmenönü köyünde yaşayan Servet Çakmak, yaklaşık yirmi yıldır bu geleneği sürdüren isimlerden biri. Ailesiyle birlikte tamamen doğal yöntemlerle üretim yapan Çakmak, fabrikasyon ürünlerden uzak, tamamen el emeğine dayalı bir süreç yürüttüklerini vurguluyor.
Gece gündüz süren tatlı telaş
Üretimdeki yoğunluk, aileleri sabahın ilk ışıklarından gece yarısına kadar süren bir çalışma temposuna zorluyor. Servet Çakmak, işin zorluğunu ve artan talebi şu sözlerle anlatıyor: Sabah saat 04.00'te başlayan mesai, yoğun günlerde gece yarısına kadar devam ediyor. Sıkım günlerinde ise saat 03.00'te işe koyulup gece 24.00'e kadar durmaksızın çalışıyoruz. Sezon boyunca neredeyse hiç uyumadan, siparişleri yetiştirmek için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Başlangıçta 30 kilo ile başladığı bu serüvenin bugün günlük 120 kiloluk üretime ulaştığını belirten Çakmak, artık siparişlere yetişmekte zorlandıklarını ifade ediyor.
Sınırları aşan bir marka değeri
Elazığ'ın bu geleneksel lezzeti, artık sadece yerel pazarlarla sınırlı kalmıyor. Türkiye'nin 81 iline gönderilen orcikler, aynı zamanda Almanya, Hollanda ve Rusya gibi ülkelerdeki gurbetçilerin ve yöresel lezzet tutkunlarının da sofralarına ulaşıyor. Katkı maddesi içermeyen, sadece üzüm, ceviz ve unun mükemmel uyumuyla hazırlanan orcikler, yurt dışından gelen yoğun taleple bölge ekonomisine de ciddi katkı sağlıyor. Yaşanan fiziksel zorlukları aşmak için teknolojik imkanlardan, özellikle karıştırmalı kazanlardan faydalanmaya başlayan üreticiler, geleneksel lezzeti bozmadan modern üretim tekniklerini sürece dahil ederek kaliteyi korumaya devam ediyor.