Erzurum Şehir Hastanesi Cerrahi Onkoloji Kliniği uzmanları, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri çerçevesinde kadın sağlığı için hayati önem taşıyan verileri kamuoyuyla paylaştı. Op. Dr. Fuat Şentürk, kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olan meme kanserinin, günümüzde her sekiz kadından birini doğrudan etkileyebilecek bir risk potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Hastalığın sadece genetik değil, çevresel ve hormonal faktörlerin karmaşık birleşimiyle ortaya çıktığını belirten uzmanlar, erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğuna dikkat çekiyor.
Risk faktörlerini tanımak hayat kurtarıyor
Meme kanserinin gelişim sürecinde pek çok farklı etkenin rol oynadığını belirten Op. Dr. Fuat Şentürk, özellikle ileri yaş, ailede kanser öyküsü, erken yaşta adet görme veya geç menopoz gibi durumların risk oranını artırdığını ifade etti. Ayrıca hiç doğum yapmamış olmak, uzun süreli hormon tedavileri, obezite ve hareketsiz bir yaşam tarzı da hastalığın tetikleyicileri arasında yer alıyor. Nadir de olsa erkekleri de etkileyebilen bu sinsi hastalıkta, risk faktörlerini bilmenin ve vücuttaki değişimleri yakından takip etmenin hayati bir öneme sahip olduğu belirtiliyor.
Belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeyin
Hastalığın erken evrelerinde hiçbir belirgin şikayet vermeyebileceğine dikkat çeken Dr. Şentürk, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla başlayan bu süreçte, kadınların kendi vücutlarını tanımalarının önemini vurguladı. Memede veya koltuk altında ele gelen sert, ağrısız kitleler, meme şeklinde meydana gelen ani değişiklikler, ciltte oluşan portakal kabuğu görünümü, kızarıklıklar, meme başında içe çekilme veya kanlı akıntı gibi durumlar, acil bir hekim kontrolünü gerektiren en önemli uyarıcılar arasında yer alıyor. Kitlelerin genellikle meme dokusunun yoğun olduğu üst dış bölgelerde, yani koltuk altına yakın kısımlarda daha sık gözlemlendiği belirtiliyor.
Teşhis ve tedavi sürecinde modern yöntemler
Teşhis sürecinin klinik muayene, mamografi, ultrasonografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleriyle desteklendiğini ifade eden uzmanlar, kesin tanı için biyopsinin vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor. Kendi kendine yapılan düzenli meme muayenesinin tek başına bir teşhis yöntemi olmadığını ancak kişinin kendi dokusundaki olağan dışı değişimleri fark etmesi açısından kritik bir ilk adım olduğunu belirten Dr. Şentürk, ayna karşısında yapılan simetri kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Tedavi aşamasında ise hastanın genel durumuna ve hastalığın evresine göre cerrahi müdahale, radyoterapi, kemoterapi ve hedefe yönelik akıllı ilaç uygulamaları gibi modern tıp yöntemlerinden başarıyla yararlanılıyor.
Sağlıklı yaşam tarzı ile riski azaltmak mümkün
Hastalıktan korunma konusunda vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulunan Op. Dr. Fuat Şentürk, ideal kilonun korunması, düzenli fiziksel egzersiz yapılması, sebze ve lif ağırlıklı beslenme düzenine geçilmesi ile alkol ve tütün ürünlerinden uzak durulmasının kanser riskini önemli ölçüde azalttığını belirtti. Ancak tüm bu önlemlerin ötesinde, en büyük gücün farkındalık olduğunu ifade eden Şentürk, özellikle aile öyküsü bulunan kadınların tarama programlarını asla aksatmamaları gerektiğini, düzenli mamografi ve hekim kontrollerinin hayat kurtarıcı bir rol oynadığını sözlerine ekledi.