Erzurum'un Palandöken ilçesinde faaliyet gösteren bir kreş, minik öğrencilerin hem doğayla bağ kurmasını hem de toplumsal sorumluluk bilinci geliştirmesini hedefleyen sıra dışı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Yıldızkent semtindeki kreş yönetimi tarafından oluşturulan 20 dönümlük Çocuk Köyü, 4-5 yaş grubundaki çocuklar için bir öğrenme ve üretim merkezine dönüştü. İlkbahar aylarında başlayan süreçte minik eller, toprakla tohumları buluşturarak tarımsal üretimin ilk adımını attı. Haftanın iki günü düzenli olarak bahçeye giden çocuklar, patatesten kabağa, biberden domatese, bezelyeden marula kadar pek çok ürünün tohumdan filizlenmesine, büyümesine ve nihayetinde hasat edilmesine bizzat tanıklık etti. Bu süreç, çocukların doğayı ve gıdaların üretim aşamalarını yaparak yaşayarak öğrenmelerine olanak tanıdı.

Topraktan tezgaha uzanan iyilik köprüsü
Sonbaharın gelmesiyle birlikte bahçedeki ürünler olgunlaştı ve çocuklar tarafından büyük bir heyecanla toplandı. Hasat edilen ürünler, kreşin bahçesinde kurulan özel bir Organik Pazar'da satışa sunuldu. Pazarda sadece sebzeler değil; havuç, karpuz, dut, kurutulmuş ıhlamur, bal, yumurta ve çocukların bizzat tandırda pişirdiği ekmekler de yer aldı. Miniklerin, Gel vatandaş, hayır işi diyerek yaptıkları satışlar, veliler tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı. Kendi yetiştirdikleri ürünleri ailelerine satmanın gururunu yaşayan çocuklar, pazar yerindeki tezgahların başında adeta profesyonel birer satıcı gibi görev yaptı. Veliler ise hem çocukların emeğine destek olmak hem de bu anlamlı sosyal projeye katkı sağlamak amacıyla alışveriş yapmak için uzun kuyruklar oluşturdu.

Üretim bilinci ve yardımlaşma duygusu
Kreş Müdürü Gül Özçelik, bu projenin artık geleneksel bir hale geldiğini ve çocukların gelişiminde kritik bir rol oynadığını vurguladı. Özçelik, çocukların tohumun toprağa düşüşünden hasat anına kadar tüm süreci gözlemleyerek üretmenin değerini kavradıklarını belirtti. Elde edilen tüm gelirin, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü aracılığıyla ihtiyaç sahibi çocukların kırtasiye giderlerini karşılamak üzere kullanılacağını ifade eden Özçelik, projenin temel amacının yardımlaşma kültürünü küçük yaşlarda aşılamak olduğunu dile getirdi. Çocukların yaparak ve yaşayarak öğrenme modelinin, onların karakter gelişimine ve çevre bilincine olan katkısının paha biçilemez olduğunu sözlerine ekledi.

Geleceğe atılan organik bir adım
Projeye destek veren velilerden Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Nöroloji Uzmanı Yunus Emre Aktaş, çocukların toprakla bu denli iç içe olmasının önemine dikkat çekti. Aktaş, çocukların hem doğayla yaşamayı öğrendiklerini hem de organik beslenme alışkanlığı kazandıklarını belirterek, bu tür etkinliklerin geleceğimiz için atılmış çok değerli bir adım olduğunu ifade etti. Minik öğrencilerin tezgah başında sergiledikleri özgüven ve yardımlaşma isteği, hem velileri hem de projeyi takip edenleri duygulandırdı. Çocuklar, kendi emekleriyle elde ettikleri kazancın başka çocukların eğitimine katkı sağlayacağını bilmenin mutluluğunu yaşarken, bu deneyim onların hafızalarında unutulmaz bir anı olarak yer etti.




