Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte binlerce öğrenci okul sıralarına geri döndü. Kimi çocuklar için bu süreç heyecan verici bir başlangıç olurken, kimileri için ise ayrılık kaygısı ve uyum zorluklarını beraberinde getiren bir döneme dönüştü. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, bu hassas geçiş sürecinde ebeveynlerin sergilediği tavırların, çocuğun okulla kuracağı ilişkinin temelini oluşturduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre, çocukların ilk günlerde yaşadığı ağlama, korku ve okula gitmek istememe gibi tepkiler aslında sürecin son derece doğal bir parçası olarak kabul edilmeli ve bu duygular baskı altına alınmamalıdır.
Duyguları yok saymak yerine anlamaya çalışın
Ebeveynlerin çocuktaki kaygıyı bir an önce yok etme çabası, çoğu zaman ters teperek çocuğun kendini yalnız hissetmesine neden olabiliyor. Çokaygil, anne ve babaların çocuklarına yaklaşırken sergiledikleri dilin önemine dikkat çekerek, ağlanacak bir durum olmadığını söylemek yerine çocuğun duygusunu onaylayan bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirtiyor. Çocuklara, yeni bir ortama alışmanın zaman alabileceğini hissettirmek ve onları anladığını ifade eden cümleler kurmak, güven bağını güçlendiriyor. Bu süreçte ebeveynlerin kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmamaları, çocuğun okul ortamını güvenli bir alan olarak algılamasına yardımcı oluyor.
Vedalaşma anlarında net ve kararlı duruş
Okul kapısındaki ayrılık anları, uyum sürecinin en kritik aşamalarından birini oluşturuyor. Uzmanlar, vedalaşmaların mümkün olduğunca kısa, net ve güven verici olması gerektiğini vurguluyor. Ebeveynlerin çocuklarına verdikleri sözleri tutmaları, güven duygusunun zedelenmemesi adına hayati önem taşıyor. Eğer bir ebeveyn çocuğu okuldan alacağını söylüyorsa, çıkış saatinde mutlaka orada olması gerekiyor. Çocuklar, anne ve babalarının yüz ifadelerindeki en ufak bir kararsızlığı veya suçluluk duygusunu sezebilecek kadar hassastır. Bu nedenle, gün sonunda tekrar bir araya gelineceği mesajının net bir şekilde verilmesi, çocuğun okulda geçirdiği süreyi daha huzurlu kılmasına olanak tanıyor.
Kıyaslama tuzağına düşmeyin
Eğitim sürecinde yapılan en büyük hatalardan biri de çocukları akranlarıyla kıyaslamak olarak öne çıkıyor. Çokaygil, bu tür yaklaşımların çocuklarda özgüven eksikliği, dışlanmışlık hissi ve sürekli dışarıdan onay alma ihtiyacı gibi uzun vadeli psikolojik sorunlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Her çocuğun mizacının ve uyum hızının farklı olduğunu hatırlatan uzmanlar, çocuklara abi veya abla oldukları gerekçesiyle duygularını bastırmaları yönünde baskı yapılmaması gerektiğini belirtiyor. Çocuğun bireysel ihtiyaçlarına odaklanan, sabırlı ve destekleyici bir tutum sergilemek, okul başarısının ve psikolojik sağlığın korunması için en sağlıklı yol olarak görülüyor.