Gaziantep Bakırcılar Çarşısı’nın tozlu ve gürültülü atmosferinde, 65 yaşındaki Bilal Koçyiğit yarım asrı deviren ustalığıyla direniyor. Makineleşen dünyaya inat, sadece kendi el gücü ve basit aletleriyle bakırı sanat eserine dönüştürüyor. Ancak bu kadim mesleğin bugünlerde en büyük sınavı, çırak bulamamak ve unutulmaya yüz tutmak.
Emeğin değeri 50 bin lirayı buluyor
Koçyiğit, "turistik bakır çekiç" adını verdiği eserlerini yaparken hiçbir teknolojik alet kullanmıyor. Düz bakır levhalar, ustanın ellerinde defalarca tavlanıp dövülerek 10-15 günde form alıyor. Bu uzun ve zahmetli süreçte ortaya çıkan ürünler, üzerindeki ince nakış işçiliğiyle 20 bin ile 50 bin lira arasında alıcı buluyor. Usta için bu sadece bir ticaret değil, vücudunun her uzvunu koordineli kullandığı ağır bir zanaat.
Gelecek nesiller bu işi öğrenmek istemiyor
Kent genelinde bu zorlu zanaatı icra eden sadece 2 veya 3 usta kaldı. Koçyiğit, gençlerin bu kadar eziyetli bir süreci göze alamadığını, kendi torunlarını bile bu işe teşvik etmekte zorlandığını anlatıyor. Usta, elindeki çekici bıraktığı gün, Gaziantep’in bu tarihi dokusunun da sessizliğe gömüleceğinden endişe ediyor. Bakırın dövüldüğü o ritmik sesler, yerini tamamen seri üretime bırakmaya hazırlanıyor.