Adana’nın tarihi Büyüksaat Çarşısı’nda, sinema filmlerine konu olan o eski kabadayı ve ağa şıklığı hala bir dükkanda hayat buluyor. Üçüncü kuşak ayakkabı ustası Murat Büyür, dedesinden devraldığı mesleği, değişen dünya şartlarına ve fabrikasyon üretim furyasına rağmen sürdürüyor.
Zanaatın son temsilcileri direniyor
El yapımı bir ayakkabının tezgaha girmesiyle ayağa giyilmesi arasında 4 günlük yoğun bir emek süreci var. Kesimden dikime, kalıptan tabana kadar her aşama usta ellerden çıkıyor. Murat Büyür, artık çırak yetişmediğini ve bu sanatın yok olmaya yüz tuttuğunu anlatıyor. Yine de takım elbise giyen büyükler ve geleneksel şalvar tarzından vazgeçmeyenler için özel üretim yapmaya devam ediyor.
Sağlık ve konfor arayanların tercihi
Usta Doğan Yetimbakan, fabrikasyon plastik ayakkabıların aksine kösele ayakkabıların ayağı terletmediğini ve koku yapmadığını vurguluyor. Kişinin ayak yapısına göre özel kalıpla üretilen bu ayakkabılar, konforu önemseyenler için 1.500 ile 2.500 lira arasında değişen fiyatlarla satılıyor. Ancak bu el emeği kültür, yeni nesil spor ayakkabı modasına karşı zorlu bir sınav veriyor.
Peki, el yapımı ayakkabı ustalığı yerini tamamen fabrikalara bıraktığında, bu ikonik yumurta topuk tasarımı tarihe mı karışacak yoksa özel bir koleksiyon ürünü olarak mı kalacak?