Tarihi eser denince akla hep devasa heykeller veya görkemli tapınaklar gelir. Ancak bazen bir dönemin tüm ruhunu, birkaç santimetrelik minik bir taş parçası anlatır. Erzurum’da açılan özel bir sergi, tam da bu küçük detayların peşine düşüyor.
Binlerce yılın izleri mercek altında
Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Dr. Ahmet Cüneydi Has, Mezopotamya ve Anadolu medeniyetlerine ait 24 farklı mührü bir araya getirdi. Milattan önce 6 bin 500 yılına kadar uzanan bu mühürler, normalde çıplak gözle fark edilemeyecek detaylara sahip. Sergi, makro fotoğrafçılık sayesinde bu mikro sanat eserlerini devasa boyutlara taşıyarak izleyiciyle buluşturuyor.
Kimlik arayışının arkeolojik kanıtı
Mühürler sadece bürokratik birer araç değil. Onlar, o dönemin insanının sahiplenme duygusunu ve otoritesini temsil ediyor. Üzerlerinde yer alan hayvan figürleri veya dini semboller, antik dönemdeki ticaret ağları ve inanç dünyası hakkında çok şey söylüyor. Özellikle Mezopotamya'dan Anadolu'ya ticaretle gelen silindir mühürler, o dönemde toplumların birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğini somut bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu sergi, günümüz insanına 8 bin yıl öncesinin "imza ve varlık beyanını" yakından görme şansı sunuyor.