Millî İstihbarat Teşkilatı, İkinci Dünya Savaşı dönemine ait çarpıcı bir yazışmayı dijital arşivine ekledi. 1942 yılında İzmir'de görev yapan bir Alman konsolosluk tercümanının, bölgedeki halkı etkilemek için yürüttüğü faaliyetler devletin radarına girdi.
İzmir'de yürütülen algı yönetimi
İstihbarat raporlarına göre, Alman konsolosluğunda çalışan tercüman, görevini propaganda aracı olarak kullandı. Tercüman, İslam dini ile Nazi ideolojisi arasında bağlantı kurmaya çalıştı. Hatta Hitler'in eylemleriyle Hazreti Muhammed'in yaptıklarını kıyaslayarak, Hitler'i dini bir zemine oturtmaya çabaladı. Bu söylemlerini, İslam kitapları üzerinde derin araştırmalar yaptığı iddiasıyla destekledi.
Tehlikeli eleman nasıl etkisiz hale getirilemedi
Devlet, bu tercümanı İzmir'deki Alman istihbaratının en aktif ismi olarak fişledi. Şahıs, yerel bir isim olduğu için kahvehaneler ve gazinolar gibi sosyal alanlarda rahatça propaganda yapabiliyordu. İstihbarat birimleri, tercümanı askere alarak toplumdan izole etmeyi planladı. Ancak şahsın yaş sınırını geçtiği ve askerlik yükümlülüğünün kalmadığı anlaşıldı. Bu durum, dönemin istihbarat operasyonlarının ne kadar hassas yürütüldüğünü gösteriyor. Şimdi bu belgeler üzerinden, savaş yıllarında Türkiye'deki casusluk faaliyetlerinin boyutlarını daha net görüyoruz.