İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yargılandığı davanın duruşmasında, itirafçı olarak yer alan iş insanı Adem Kameroğlu’na yönelttiği sorularla iddiaların arka planını sorguladı.
Süreçteki iddialar ve yanıtlar
İmamoğlu, Kameroğlu’na hitaben yaptığı konuşmada, geçmişte gerçekleşen villa teslim süreci ve sonrasındaki iletişim trafiğine dair detayları hatırlattı. İmamoğlu, “Sizinle yaptığımız görüşmelerde veya sonrasındaki süreçlerde, size yönelik herhangi bir baskı ya da tehdit unsuru oluştu mu?” sorusunu yönelterek, iddia edilen mağduriyetin neden kendisine daha önce iletilmediğini sorguladı.
Kameroğlu ise İmamoğlu’nun şahsına yönelik doğrudan bir tehdit eylemi olmadığını belirterek, “Sizin direkt tehdidiniz söz konusu değil” ifadesini kullandı. Ancak Kameroğlu, işlerinin aksamaması ve süreçlerin sekteye uğramaması adına, belediye çevresindeki isimlerle iyi geçinme zorunluluğu hissettiklerini savundu.
“Tehdit” algısı nereden kaynaklandı?
İmamoğlu, Kameroğlu’nun “mecburiyet” vurgusuna karşı, belediye yönetimi olarak kamu yararına yaptıkları projeleri örnek gösterdi. Yaşam Vadisi gibi projelerde Kameroğlu’nun mülkiyetindeki alanların kamuya kazandırıldığını hatırlatan İmamoğlu, bu süreçlerin bir tehdit değil, karşılıklı uzlaşı ile ilerlediğinin altını çizdi.
İmamoğlu, “Biz sizi neyle tehdit ettik? Bir menfaat mi sağladınız, usulsüz bir iş mi yaptık?” sorularıyla, iş insanının dile getirdiği “baskı altındaydık” söyleminin altını doldurmasını istedi. Kameroğlu, bu soruya karşılık, doğrudan bir tehdit almadıklarını, ancak işlerinin engellenmemesi adına bir tür “iyi geçinme mecburiyeti” hissettiklerini yineleyerek yanıt verdi.
Duruşma salonundaki bu diyalog, davanın ilerleyen süreçlerinde iddiaların nasıl şekilleneceğine dair önemli bir ipucu olarak kayıtlara geçti. İmamoğlu, aldığı yanıtların ardından sorgulamasını noktalarken, süreçteki belirsizliklerin aydınlatılması adına sorularını doğrudan muhatabına yöneltmeyi tercih etti.