Yapılan çalışma, sarsıntıların doğrudan kilitli durumdaki Adalar Fayı üzerinde değil, bu fayın ikincil kollarında gelişen bir "deprem fırtınası" olduğunu gösterdi.
2010 yılından bu yana gerçekleşen tüm veriler tarandı
Çalışmayı yürüten DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir ve Arş. Gör. Dr. Can Eytemiz, bölgede 2010 yılından bu yana kayda geçen sismik hareketliliği 7 günlük periyotlar halinde inceledi. Sismik verileri değerlendiren Prof. Dr. Sözbilir, depremlerin odak noktalarının ana fay hattının üzerinde kümelenmediğini vurguladı.

"Depremin ardından büyük bir felaket gelecek diyemeyiz"
"Şunu gördük, depremlerin belli ölçekteki dizilimi doğrudan Adalar Fayı üzerinde gerçekleşmemiş. Yani kilitli fay sınıfında değerlendirilen Adalar Fayı'nın kolları üzerinde gelişen bir sismik aktivite olarak değerlendirebiliriz. Bu depremler oldu diye 'ardından büyük bir deprem olacak' diye bir şey söyleyemeyiz. Bu, Marmara Bölgesi'nde yüzyıllardır devam eden bir aktivite. Kümelenmeler şeklinde birkaç gün süren deprem fırtınalarından sadece bir tanesi. Adalar ve Kumburgaz segmentlerinin gelecekte kırılacağı yönünde bilim dünyasında ortak bir görüş var; kilitli kalan bu hatlar stres biriktiriyor ve gelecekte bu enerjiyi boşaltacak."
Öncü deprem olarak değerlendirilemez
Özel bilimsel yazılımlar kullanarak depremleri gerçek konumlarına taşıdıklarını belirten Dr. Can Eytemiz ise bu büyüklükteki depremlerin ana fayı tetikleme gücünün bulunmadığını aktardı. Sarsıntıların kilitli zona çok yakın bir konumda gerçekleşmesi nedeniyle bölgenin sürekli mercek altında tutulması gerektiğini belirten Eytemiz, mevcut veriler ışığında bu hareketliliğin büyük bir depremin öncüsü olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmadığını altını çizdi.