Bolu’nun Yeniçağa ilçesinde, Ankara-Zonguldak kara yolu üzerinde bulunan küçük bir kahvehane, modern dünyanın hızına ve teknolojik pratiklerine meydan okuyor. İsmail Demir’in 1980 yılında babasından devraldığı bu dükkan, 85 yıldır değişmeyen geleneklerini büyük bir sadakatle yaşatıyor. Burada teknolojiye dair hiçbir iz yok; çaylar sadece meşe ve çam odununun ateşinde demleniyor.
Odun ateşinde demlenen çayın sırrı
İsmail Demir, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte ocağı yakıyor ve gün boyu aynı ateşi canlı tutuyor. İşletmede elektrikli ısıtıcı veya tüp gibi modern mutfak gereçleri yer almıyor. Temizlik konusunda da geleneksel yöntemleri koruyan Demir, kimyasal deterjan yerine ocaktan çıkan elenmiş odun külünü kullanıyor. Bu yöntemle bardakların hijyenik ve pırıl pırıl olduğunu belirten Demir, yıllardır aynı ritüeli sürdürüyor.
Fiyatı müşteri belirliyor
İşletmenin en dikkat çekici yanı ise çay fiyatlarında uygulanan "serbest ödeme" sistemi. İsmail Demir, müşterilere herhangi bir ücret sormuyor ve belirlemiyor. Kimi müşteri 5 lira bırakırken, kimi 50 lira veriyor; kimisi ise hiçbir şey ödemeden kalkıp gidiyor. Demir, gelen herkesin gönlünden ne koparsa onu kabul ediyor ve kimseyi geri çevirmiyor. Yol üstü konumu sayesinde her gün onlarca farklı sürücüyü ağırlayan mekan, sunduğu samimiyetle sadece bir çay ocağı değil, bölgenin nostaljik bir durağı olmaya devam ediyor.