Türkiye’nin elindeki S-400 hava savunma sistemlerinin devri için yürütülen diplomasi hız kazandı; BAE, Suudi Arabistan ve Katar seçenekleri üzerinden yürütülen sürecin kısa süre içinde netleşmesi bekleniyor.
Türkiye’nin savunma sanayii vizyonunda stratejik bir dönemeç olarak görülen S-400 hava savunma sistemlerinin akıbeti, Ankara ve Moskova arasındaki yoğun görüşmelerle şekilleniyor. Özellikle KAAN savaş uçağı projesindeki motor tedariki ve F-35 programına dönüş hedefleri, bu sistemlerin satışını Türkiye için kritik bir dış politika hamlesine dönüştürdü.
Körfez hattında üç güçlü aday
S-400’lerin yeni adresi konusunda kamuoyunda Birleşik Arap Emirlikleri ismi öne çıksa da, masadaki seçenekler bununla sınırlı değil. Gazeteci Özay Şendir’in aktardığı bilgilere göre, Suudi Arabistan ve Katar da sistemleri envanterine katmak için oldukça istekli. Her iki ülkenin de geçmiş dönemlerde Rusya ile bu konuda ön görüşmeler yaptığı ve iyi niyet beyanlarında bulunduğu biliniyor.
Rusya ile kurulan ekonomik bağlar belirleyici olacak
Rusya’nın Körfez ülkeleriyle olan ticari ve siyasi ilişkileri, satış sürecinde önemli bir çarpan etkisi yaratıyor. Özellikle Katar’ın, Rusya’nın enerji devi Rosneft’teki yüzde 19’luk hissesi ve ülkedeki devasa altyapı yatırımları, Moskova’nın olası bir satışa onay vermesi noktasında elini güçlendiriyor. BAE ve Suudi Arabistan ile yürütülen OPEC Plus iş birliği ve vize muafiyeti gibi adımlar da Rusya’nın bu bölgeye yönelik stratejik bakışını destekliyor.
Karar mekanizmasında son söz Ankara’nın
Sürecin işleyişine dair değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, satış kararının nihai olarak Türkiye tarafından verileceğini, Rusya’nın ise bu karara onay makamı olarak dahil olacağını belirtiyor. Ankara, Doha ile olan köklü dostluğunu, Riyad ile yakalanan altın dönemi ve BAE ile normalleşen ilişkileri bir denge unsuru olarak kullanıyor. Türkiye, bölgesel krizlerdeki farklı görüş ayrılıklarına rağmen, pozitif gündemi merkeze alan bir diplomasi yürütüyor.
Ukrayna gölgesinde stratejik denge
Türkiye-Rusya ilişkilerinde Ukrayna meselesi, S-400 satışından çok daha geniş bir yer tutuyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Karadeniz’in savaş dışı tutulması yönündeki çağrıları, iki ülke arasındaki stratejik tahammülün ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Suriye ve Libya gibi sahalarda yıllardır süren denge arayışı, S-400 sürecinde de Ankara’nın en büyük rehberi konumunda.
Gözler önümüzdeki 10 güne çevrildi
Ankara, S-400 meselesini sadece bir envanter değişikliği olarak değil, aynı zamanda küresel siyasetteki manevra alanını genişletecek bir kaldıraç olarak görüyor. Özellikle ABD siyasetindeki değişim rüzgarlarını da hesaba katan Türkiye, süreci hızlandırma eğiliminde. Önümüzdeki 10 günün, sistemlerin hangi ülkeye gideceği veya bu sürecin nasıl nihayete ereceği konusunda belirleyici olması bekleniyor.