Geleneksel sanatlarımızın dijital çağda kaybolup gitmemesi için çaba gösteren usta öğreticilerimiz var. Iğdır Üniversitesi’nde görevli Hatice Mengi, dokuma kültürünü genç nesillere aktarmak adına yeni bir yöntem geliştirdi. Sanatı sadece müze raflarında değil, gençlerin ellerinde canlı tutmayı hedefliyor.

KÜÇÜK TEZGAHLAR BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR
Hatice Mengi, dokuma sanatını gençlerin dikkatini çekecek bir forma dönüştürdü. Geleneksel dokuma kültürünü taşınabilir ve pratik hale getirmek için minyatür tezgahlar tasarladı. Gençlerin ilgisini çekmek adına geliştirdiği bu teknik, atölyelerde yeni bir heyecan yarattı. Bakanlık tarafından 'Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı' ünvanıyla onurlandırılan Mengi, bu sanatın aslında bir dil olduğunu vurguluyor.

DOKUMALAR DUYGULARIN AYNASIDIR
Geçmişte genç kızların duygu ve düşüncelerini sembollerle kilimlere işlediğini hatırlatan Mengi, bu işin sadece bir örtü üretmek olmadığını söylüyor. Geometrik desenlerdeki her bir çizginin bir anlamı var. Su yolu hayat akışını, yaprak baharı, çiçek ise umudu temsil ediyor. Mengi, yerel yönetimlerden ve halktan bu emeğe sahip çıkmalarını istiyor. Dokumaların sandıklarda tozlanmak yerine gençlerin ellerinde yeniden hayat bulmasını bekliyor.





