Türkiye'nin elma ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Isparta'da, bahçelerden gelen bereketli haberler yüzleri güldürüyor. Yaklaşık iki hafta önce start verilen elma hasadı, Eğirdir ve Gelendost ilçeleri başta olmak üzere merkeze bağlı köylerde de büyük bir titizlikle sürdürülüyor. Binlerce dekar alana yayılan bahçelerde, işçiler tarafından zedelenmeden toplanan elmalar, özenle büyük kasalara yerleştiriliyor. Hasat sürecinin ay sonuna kadar devam etmesi planlanırken, üreticiler bir yandan ürünlerini toplamanın diğer yandan ise ülke ekonomisine katkı sağlamanın gururunu yaşıyor.

Soğuk hava depolarında tazelik garantisi
Bahçelerden toplanan elmaların yolculuğu, özel amaçlı traktörler yardımıyla soğuk hava depolarına taşınmasıyla devam ediyor. Forkliftler aracılığıyla depolara düzgün bir şekilde istiflenen ürünler, burada özel bir koruma altına alınıyor. Depoların dolmasının ardından oda sıcaklığı hassas bir şekilde ayarlanıyor ve kapılar mühürleniyor. Bu yöntem sayesinde elmalar, ihraç edilecekleri güne kadar 8 ay hatta 1 yıl boyunca ilk günkü tazeliğini ve aromasını koruyabiliyor. Isparta elmasının dünya pazarında tercih edilmesinin temelinde de bu yüksek kalite standartları ve doğru saklama koşulları yatıyor.

Rekolte beklentisi yüzleri güldürdü
Isparta Ziraat Odası Başkanı Mustahattin Can Selçuk, merkez ilçeye bağlı Senirce köyündeki bahçelerde yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek üreticilerle bir araya geldi. Türkiye'deki her dört elmadan birinin Isparta topraklarında yetiştiğine dikkat çeken Selçuk, bu yılki tahmini rekolte beklentisinin 1 milyon 250 bin ton civarında olduğunu belirtti. Selçuk, elmanın dikiminden sulanmasına, gübrelenmesinden toplanmasına kadar geçen sürecin oldukça meşakkatli olduğunu vurgulayarak, üreticilere ve bahçelerde ter döken tüm emekçilere teşekkürlerini iletti. Ayrıca, sağlıklı yaşam için elma tüketiminin önemine de değinerek, Günde 1 elma, obez olma mesajını yineledi.

Bahçelerde neşe ve emek iç içe
Hasat dönemi, sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda sosyal bir etkileşim alanı olarak da öne çıkıyor. Her yıl düzenli olarak elma toplamaya gelen işçilerden Selver Kılınç, bu işi bir zorunluluktan ziyade keyifli bir uğraş olarak gördüğünü ifade ediyor. Tertemiz havada çalışmanın stres atmak için birebir olduğunu belirten Kılınç, sabah saat 08.00'de başlayan mesainin nasıl geçtiğini anlamadıklarını, çavuşların yönlendirmesiyle herkesin gücüne uygun işlerde çalıştığını dile getiriyor. Öte yandan, 70 yaşındaki Mustafa Kayacan gibi tecrübeli isimler de ilerleyen yaşlarına rağmen merdivenlere çıkarak ağaçların en tepesindeki elmaları topluyor. Kayacan, elma toplamanın kendisine büyük keyif verdiğini belirtirken, tek üzüntüsünün takma dişleri nedeniyle bu lezzetli meyveleri dilediği gibi yiyememek olduğunu esprili bir dille anlatıyor.




