Isparta'da belediye bünyesinde faaliyet gösteren Ahşap Oyma Atölyesi, geleneksel oymacılık sanatının inceliklerini modern bir bakış açısıyla birleştirerek, kütük ve çeşitli ağaç parçalarını estetik değer taşıyan sanat eserlerine dönüştürüyor. Yaklaşık 15 yıldır aralıksız üretim yapan bu özel atölye, sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yaşatan bir kültür durağı olarak öne çıkıyor. Atölyede üretilen eserler arasında Isparta'nın simgesi haline gelen gül figürlü tablolar, çeyiz sandıkları, minyatür evler ve koltuk takımları gibi pek çok ürün yer alıyor. Bu ürünler, zaman zaman devlet büyüklerine takdim edilen özel hediyeler olarak da değer kazanıyor.

Ağacın ruhunu ortaya çıkaran usta eller
Atölye sorumlusu Süleyman Çetin, yaptıkları işi ağaca hayat vermek olarak değil, ağacın kendi bünyesinde barındırdığı değerleri görünür kılmak olarak tanımlıyor. Çetin, ağaçların canlı varlıklar olduğunu vurgulayarak, bazen bir ardıç ağacını işlerken ortaya çıkan anne ve çocuk figürü gibi doğal formları, sanatsal bir dokunuşla belirginleştirdiklerini ifade ediyor. Çalışanların büyük bir özveriyle sürdürdüğü bu süreçte, ağacın karakterini anlamak en temel aşamalardan biri olarak kabul ediliyor. Sert ağaçların detaylı çalışmalarda sağladığı avantajlar ile yumuşak ağaçların sunduğu kolaylıklar, yapılacak eserin türüne göre titizlikle seçiliyor. Örneğin, mermer görünümü veren akçaağaç veya oymacılığa yeni başlayanlar için ideal olan ıhlamur ağacı, atölyenin vazgeçilmez malzemeleri arasında yer alıyor.

Sanatın ahşapla buluştuğu noktada terapi
Atölyede 16 yıldır görev yapan Şükriye Utku, ahşap oymacılığının kendisi için sadece bir meslek değil, aynı zamanda günlük hayatın stresinden uzaklaştıran bir terapi yöntemi olduğunu belirtiyor. Şu sıralar Van Gogh'un ünlü Yıldızlı Geceler tablosunu ıhlamur ağacına işlemekle meşgul olan Utku, eserin yüzde 90'lık kısmını tamamladıklarını ve renklendirme aşamasına geçeceklerini anlatıyor. Bir diğer usta Havva Çetin ise 2011 yılından bu yana bıçak ve ıskarpela yardımıyla ağaca şekil vermenin zorluğunu, ortaya çıkan muhteşem eserin verdiği tatmin duygusuyla kıyaslıyor. Çetin, ağacın sertliğine göre değişen çalışma disiplininin, bu sanatın en önemli teknik detaylarından biri olduğunu vurguluyor.

Dünya sanatına Isparta'dan bir pencere
Atölyenin bir diğer dikkat çekici yönü ise, dünyaca ünlü ressamların eserlerini ahşap üzerine uyarlayarak oluşturdukları özel sanat galerisi. Süleyman Çetin, bu projeyi Isparta'yı ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerin, kendi kültürlerinden veya dünya sanat tarihinden izler bulabilmesi adına bir köprü olarak nitelendiriyor. Farklı temalarda yürütülen bu projeler, geleneksel el sanatlarını sadece yerel motiflerle sınırlı tutmayıp, evrensel bir sanat diliyle buluşturmayı hedefliyor. Atölye, hem Isparta'nın kültürel mirasını korumaya devam ediyor hem de ahşap oymacılığına ilgi duyan yeni nesillere ilham kaynağı olmayı sürdürüyor. Her bir parçanın, ustanın elinde şekillenerek bir hikayeye dönüştüğü bu atölye, şehrin sanatsal üretim kapasitesini de gözler önüne seriyor.




