Günlük hayatta aniden gerçekleşen ölümlerin arkasında genellikle gözden kaçan bir sağlık sorunu yatıyor. Uzmanlar, bu vakaların yaklaşık yüzde 50'sinin kalpteki ritim bozukluklarından kaynaklandığını belirtiyor. Özellikle kalp krizi geçiren veya kalp yetmezliği yaşayan bireylerde bu tablo hayati bir risk oluşturuyor.
KALP RİTMİNİ DÜZENLEYEN YENİ YÖNTEMLER
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tayyar Gökdeniz, ventriküler taşikardi olarak bilinen ciddi ritim bozukluklarının hızla müdahale edilmesi gereken bir hastalık olduğunu vurguluyor. Gökdeniz, ritim bozukluğunun hastanın şuurunu kısa sürede kapatabildiğini ve ani ölümlere davetiye çıkardığını hatırlatıyor. Geçmişte sadece ilaçla çözülmeye çalışılan bu sorun, artık gelişmiş cerrahi tekniklerle kontrol altına alınabiliyor.
ABLASYON YÖNTEMİ NASIL UYGULANIYOR
Tedavide öne çıkan ablasyon yöntemi, kasıktan girilerek kalbin içine ulaşılmasını sağlıyor. Uzman hekimler, üç boyutlu sistemler yardımıyla kalp içindeki sinyalleri takip edip ritim bozukluğuna neden olan odağı tespit ediyor. Radyo frekans enerjisiyle bu odak noktaları yok edilerek kalbin düzenli çalışması hedefleniyor. İşlem oldukça sofistike bir alt yapı gerektirse de, hastaların yaşam kalitesini artırmada oldukça etkili sonuçlar veriyor.
GELECEKTE BİZİ NELER BEKLİYOR
Ablasyon işlemi her ne kadar başarılı olsa da, kalp zaman zaman farklı noktalardan yeni ritim bozuklukları üretebiliyor. Doktorlar bu durumu "örümcek ağının bir kolunu kapatmaya" benzetiyor. İlerleyen yıllarda yeni odakların oluşması durumunda, aynı tedavi yöntemi tekrar uygulanabiliyor. Uzmanlar, kalp sağlığı konusunda toplumun daha bilinçli olması gerektiğini ve şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.