Kasım ayında Antalya'nın ev sahipliğinde gerçekleşecek olan COP31 İklim Değişikliği Konferansı öncesinde, Türkiye'nin önde gelen iş dünyası temsilcileri ve sürdürülebilirlik uzmanları İstanbul'da kritik bir zirvede buluştu. SAP Türkiye ve KPMG Türkiye iş birliğiyle düzenlenen SAP Sürdürülebilirlik Forumu, şirketlerin sadece çevresel hedeflerini değil, aynı zamanda değişen küresel regülasyonlara uyum süreçlerini ve yapay zeka destekli dönüşüm stratejilerini masaya yatırdı. Etkinlik, sürdürülebilirliğin artık bir tercih değil, ihracat odaklı şirketler için hayati bir zorunluluk haline geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Veri Odaklı Yönetim ve Yapay Zeka Devrimi
Forumda öne çıkan en önemli başlık, sürdürülebilirliğin manuel bir çaba olmaktan çıkıp ölçülebilir bir iş performansına dönüşmesi gerektiğiydi. SAP Türkiye Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erdem Şekeroğlu, sürdürülebilirliğin artık yatırım, üretim ve tedarik zinciri yönetimini doğrudan etkileyen bir iş gündemi olduğunu belirtti. Şekeroğlu, şirketlerin güvenilir ve entegre veriye sahip olduklarında emisyon risklerini çok daha net görebileceklerini ifade ederek, SAP'nin COP31 Green Zone'da bu dönüşümü destekleyen özel çözümlerini sergileyeceklerini duyurdu. SAP Türkiye Kıdemli Çözüm Danışmanı Nazlı Savaşcı ise, Sustainability Control Tower ve Footprint Management gibi platformların, ESG verilerinin merkezi yönetiminde kritik bir rol oynadığını vurguladı. Savaşcı, yapay zeka ajanlarının kullanımıyla Mercedes-Benz ve ArcelorMittal gibi devlerin elde ettiği somut başarıları örnek göstererek, teknolojinin regülasyonlara uyum sürecini nasıl hızlandırdığını detaylandırdı.
İhracat Pazarlarında Yeni Kurallar ve Stratejik Fırsatlar
Avrupa Birliği'nin sınırda karbon düzenlemeleri ve ormansızlaşma yönetmelikleri gibi yeni nesil regülasyonları, Türk sanayisi için hem bir baskı unsuru hem de büyük bir fırsat olarak değerlendiriliyor. SAP EMEA Sürdürülebilirlik Çözümleri Başkanı Hichem Hachemi, bu geçişin bir uyum yükünden ziyade stratejik bir avantaj olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Hachemi, parçalı verilerin ve kopuk BT sistemlerinin şirketlerin ölçeklenmesini engellediğini, ancak veri altyapısını bugünden kuranların küresel pazarlarda çok daha güçlü bir konuma geleceğini ifade etti. KPMG Türkiye Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Şirket Ortağı Sertuğ Özkan ise, sürdürülebilirliğin artık bir raporlama pratiği değil, pazara erişimi belirleyen bir büyüme meselesi olduğunu vurguladı. Özkan, düşük karbonlu ürünlerin ve enerji verimliliğinin, Türk şirketlerini küresel değer zincirlerinde liderliğe taşıyacak temel unsurlar olduğunu belirtti.
Kurumsal Karar Mekanizmalarında Karbonun Gücü
Sürdürülebilirlik stratejilerinin operasyonel süreçlere entegrasyonu konusunda söz alan SANKO Holding Sürdürülebilirlik Başkanı Enise Ademoğlu Matbay, karbonun artık şirketlerin maliyetlerini ve yatırım kararlarını belirleyen ticari bir değişken olduğunu dile getirdi. Matbay, taahhütlerin yatırıma, verinin güvene ve teknolojinin ölçülebilir etkiye dönüştürülmesinin COP31 yolundaki başarı için şart olduğunu belirtti. Arçelik Sürdürülebilirlik Direktörü Özlem Ünlüer ise, sürdürülebilirliği bir uyum maliyeti olarak değil, bir rekabetçilik yatırımı olarak gördüklerini ifade etti. Ünlüer, yapay zeka ve dijital teknolojilerin enerji, su ve malzeme verimliliğini artırmadaki rolüne dikkat çekerek, Türk sanayisinin bu dönüşümü küresel rekabet gücünü artırmak için bir kaldıraç olarak kullanması gerektiğini sözlerine ekledi. Forum, Türkiye'nin bu dönüşümü teknoloji ve güçlü sanayi kabiliyetiyle ölçekleyerek yeni dönemin ticaret standartlarını belirleyen ülkelerden biri olabileceği mesajıyla sona erdi.