Havadis | İstanbul | Ayasofya'da kritik müdahale: En zayıf nokta için düğmeye basıldı

Ayasofya'da kritik müdahale: En zayıf nokta için düğmeye basıldı

Dünya mirası Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon süreci yeni bir evreye taşınıyor. Bilim heyeti, olası deprem senaryolarında risk taşıyan doğu yarım kubbenin güçlendirilmesi için hazırlıklara başladı.

Dünya mirası Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon süreci yeni bir evreye taşınıyor. Bilim heyeti, olası deprem senaryolarında risk taşıyan doğu yarım kubbenin güçlendirilmesi için hazırlıklara başladı.

Ayasofya'da kritik müdahale: En zayıf nokta için düğmeye basıldı
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

İstanbul'un simgesi Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, tarihinin en kapsamlı ve bütüncül restorasyon sürecinden geçiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar, yapının sadece estetik dokusunu değil, aynı zamanda yapısal bütünlüğünü de korumayı hedefliyor. Ayasofya Bilim Heyeti üyesi Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, projenin geldiği son aşamayı değerlendirerek, ana kubbedeki çalışmaların ardından gözlerin yapının en kritik noktasına çevrildiğini duyurdu. Uzmanlar, yapılan statik analizler ve modellemeler sonucunda, doğu yarım kubbenin yapısal açıdan en fazla zafiyet gösteren bölge olduğunu tespit etti. Bu nedenle, olası bir deprem anında çöküntünün ilk başlayabileceği yer olarak öngörülen bu bölüm, restorasyon takviminde öncelikli hale getirildi.

Deprem riskine karşı bütüncül güçlendirme

Yapının güvenliğini sağlamak amacıyla başlatılacak olan bu yeni aşamada, sadece yapısal güçlendirme değil, aynı zamanda iç yüzeydeki mozaik ve kalem işi bezemelerin konservasyonu da eş zamanlı olarak yürütülecek. Doğu yönündeki mihrap duvarında bulunan mermer yüzeylerin temizliği ve onarımı da bu kapsamlı projenin bir parçası olacak. Çalışmaların güvenli bir şekilde ilerleyebilmesi için doğu yarım kubbenin iç kısmına özel bir çelik platform kurulması planlanıyor. Prof. Dr. Diker, bu platformun daha önce ana kubbe için kurulan devasa iskelelerden farklı olacağını ve ibadet ile ziyaret akışını engellemeyecek şekilde tasarlandığını vurguladı.

İbadet ve ziyaret aksamadan devam edecek

Restorasyon sürecinin en önemli özelliklerinden biri, Ayasofya'nın hem ibadete hem de ziyarete açık kalmaya devam etmesi. Prof. Dr. Diker, ziyaretçilerin ve ibadet edenlerin günlük rutinlerinin aksamaması için tüm önlemlerin alındığını belirtti. Ana kubbenin dış kısmının tamamen kaplanarak koruma altına alındığı süreçte, benzer bir yöntem doğu yarım kubbe için de uygulanacak. Kubbe örtüsünün kaldırılmasıyla birlikte, yapının en zayıf noktası olan bu bölgedeki müdahaleler, ana kubbe ile olan statik ilişkiyi güçlendirecek şekilde gerçekleştirilecek. Özellikle kamuoyunda sıkça tartışılan kubbeden düşen sıva parçaları gibi riskler, bu bütüncül müdahale ile tamamen ortadan kaldırılacak.

Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyonu

Ayasofya'nın 180 yıl öncesine dayanan kalem işi bezemeleri, zamanın yıpratıcı etkileriyle varlığını sürdürmekte zorlanıyordu. Yapılan çalışmalar, bu özgün bezemelerin ihya edilmesini ve yapının layık olduğu estetik görünüme kavuşmasını amaçlıyor. Prof. Dr. Diker, Cumhuriyet döneminde hiçbir zaman yapının bu denli bütüncül bir yaklaşımla, hem içten hem de dıştan ele alınmadığını ifade etti. Geçmişteki onarımların daha çok bölgesel müdahalelerle sınırlı kaldığını belirten Diker, bu projenin yapının tüm sorunlarını tek bir çatı altında çözmeyi hedeflediğini dile getirdi. Önümüzdeki yıl içerisinde çalışmaların pek çok aşamasının tamamlanması hedeflenirken, yetkililer bu tarihi süreçte ziyaretçilerden sabır beklediklerini ifade ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız