İstanbul Beykoz'da 15 Ekim 2025 tarihinde yaşanan ve kamuoyunda büyük infial yaratan kadın cinayetinin yankıları, mahkeme salonundan taşan acı dolu feryatlarla devam ediyor. Eski nişanlısı Fethi Şancı tarafından evinde beş yerinden bıçaklanarak hayattan koparılan Aysel Karakoç'un davasında, Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından açıklanan karar, maktulün ailesi tarafından büyük bir hayal kırıklığı ve öfkeyle karşılandı. Savcılık makamının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ettiği sanık Şancı hakkında verilen müebbet hapis cezası, mahkeme heyetinin duruşmadaki tavırları gerekçe göstererek uyguladığı iyi hal indirimiyle sonuçlandı. Kararın açıklanmasının hemen ardından adliye binası önünde toplanan Karakoç ailesi, adaletin tecelli etmediğini savunarak tepkilerini dile getirdi.
Adalet arayışında bitmeyen gözyaşı
Anne Pakize Karakoç, kızının savunmasız bir şekilde katledildiğini vurgulayarak, sanığın aldığı cezanın caydırıcılıktan uzak olduğunu ifade etti. Kızının, katil zanlısından kurtulmak için evini bile değiştirmeye çalıştığını, ancak sanığın zorla eve girerek bu vahşeti gerçekleştirdiğini belirten acılı anne, kızının namusuna dil uzatıldığını ve giyimine karışılarak baskı kurulduğunu anlattı. Pakize Karakoç, sanığın iyi hal indiriminden yararlanarak kısa sürede serbest kalabileceği endişesini taşıdığını belirterek, her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle sarsılan toplumun vicdanına seslendi. Kızının hiçbir sağlık sorunu olmadığını, savunma tarafının hastane ihmali iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten anne, Yargıtay sürecini sonuna kadar takip edeceğini ve evladının hakkını aramak için kanının son damlasına kadar mücadele edeceğini vurguladı.
Hukuki süreçte tartışmalı iyi hal indirimi
Karara sert tepki gösteren bir diğer isim ise ailenin avukatı Uğur Sıtkı oldu. Hukukçu kimliğiyle iyi hal indiriminin bu tür ağır suçlarda uygulanmasının yanlış bir yorum olduğunu savunan Sıtkı, 2025 yılında Türkiye genelinde 400'e yakın kadının katledildiğini hatırlattı. Avukat Sıtkı, sanığın duruşmadaki tavrının ceza indirimine gerekçe gösterilmesinin, kadın cinayetlerinin önlenmesi noktasında zafiyet yarattığını belirtti. Maktulün kardeşlerinin ifade sürecinde adeta cezalandırılır gibi sorgulandığını ifade eden Sıtkı, hukuki sürecin İstinaf ve Yargıtay aşamalarında titizlikle takip edileceğini ve kararın bozulması için gerekli tüm yasal yollara başvuracaklarını açıkladı.
Savunma stratejisine sert tepki
Ablası Derya Karakoç ise sanık tarafının cinayeti örtbas etmek için hastaneyi ve doktorları suçlayan bir savunma stratejisi izlemesine büyük tepki gösterdi. Bıçaklama eyleminin vahşetini görmezden gelerek ambulansın geç geldiği veya hastanede ihmal olduğu gibi iddiaların arkasına sığınılmasını kabul edilemez bulan Derya Karakoç, adaletin bu şekilde tecelli etmeyeceğini belirtti. Sanığın işlediği cinayetin sorumluluğunu başkalarına yıkarak kurtulma çabasını eleştiren Karakoç, gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gideceklerini ve bu davanın peşini bırakmayacaklarını yineledi. Aile, kızlarının anısını yaşatmak ve benzer acıların başka ailelerin başına gelmemesi için hukuk mücadelesini kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.