Türkiye’nin dört bir yanını kapsayan ve dokuz farklı ülkeden gelen katılımcıları aynı teknede buluşturan Ruhun Yelkenleri 2026: Ekstrabilite Hareketi – Devam Etmeyi Seçiyoruz projesi, Marmaris’te gerçekleştirilen resmi kapanış töreniyle sona erdi. Rosatom’un ana destekçisi olduğu bu uluslararası kapsayıcı proje, denizcilik tutkusunu sosyal sorumlulukla birleştirerek katılımcılara unutulmaz bir deneyim sundu. Trabzon’dan başlayıp Marmaris’e kadar uzanan rota boyunca ekipler, sadece denizle değil, aynı zamanda toplumsal farkındalıkla da mücadele etti.

Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan kapsayıcı yolculuk
Projenin Türkiye ayağı, Trabzon’da düzenlenen akademik konferanslar ve Akyazı Yelken ve Su Sporları Kulübü’ndeki interaktif atölyelerle start aldı. Öğrencilerin ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, katılımcılar gözleri kapalı şekilde denizci düğümü atma gibi zorlu görevleri yerine getirerek empati yeteneklerini geliştirdi. Marmaris Marina’dan denize açılan uluslararası ekip, yaklaşık 200 deniz millik zorlu bir rotayı aşarak Antalya’ya ulaştı. Yolculuğun devamında Finike molasıyla birlikte toplamda 360 deniz mili kateden yelkenciler, nihayetinde Marmaris’e dönerek sertifikalarını teslim aldı.

Taşucu’nda festival coşkusu ve dayanışma
Mersin’in Taşucu ilçesinde düzenlenen Ekstrabilite Festivali, projenin en renkli anlarına sahne oldu. Akkuyu NGS çalışanlarının da yoğun ilgi gösterdiği festivalde, yerel halk ve uluslararası ekipler bir araya geldi. Taşucu meydanındaki konserler ve yelken yarışları, kapsayıcılığın sadece bir teori değil, günlük yaşamın bir parçası olabileceğini kanıtladı. Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, bu tür projelerin bölge halkı ve çalışanlar için önemine vurgu yaparak, kapsayıcılığın bir yaşam biçimi haline gelmesi gerektiğini belirtti. Butckikh, çalışanların çocuklarının da sahne aldığı bu etkinliklerin, bölgenin sosyal dokusunu güçlendirdiğini ifade etti.

Fırtınalı denizlerde kazanılan büyük dostluklar
Ekspedisyonun en zorlu kısımlarından biri, fırtınalı hava koşullarında gerçekleşen deniz etaplarıydı. Ekip üyelerinden Mikhail Doruşin, bu süreci bir insanın kendi sınırlarını keşfetme yolculuğu olarak tanımladı. Doruşin, gözleri bağlı şekilde yelken yapmanın ve farklı kültürlerden gelen insanlarla aynı vardiyayı tutmanın, önyargıları nasıl yıktığını anlattı. Projenin temel felsefesi olan Ekstrabilite, katılımcılara engellerin aslında zihinlerde olduğunu ve gerçek bir güven duygusuyla her türlü zorluğun aşılabileceğini gösterdi. Farklı ülkelerden gelen bireyler, bu yolculuk sonunda sadece birer denizci değil, aynı zamanda birbirine sıkı sıkıya bağlı birer dost olarak ayrıldı.




