İstanbul'un tarihi atmosferinde, Çırağan Sarayı'nda gerçekleşen 19. Verona Avrasya Ekonomik Forumu, küresel enerji diplomasisinin kalbinin attığı bir merkez haline geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar, dünyanın içinden geçtiği krizler çağında enerji güvenliğinin stratejik bir zorunluluk olduğunu vurgularken, Türkiye'nin bu alandaki kararlı adımlarını detaylandırdı. Bakan Bayraktar, enerji ithalatının ticaret açığındaki payını düşürmek için yerli kaynakların geliştirilmesinin bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu ifade etti.
Karadeniz'de üretim kapasitesi katlanarak artacak
Türkiye'nin enerji haritasını yeniden çizen en önemli gelişme ise Karadeniz'deki doğal gaz keşfi oldu. Bakan Bayraktar, 785 milyar metreküplük keşfin iç üretim görünümünü tamamen değiştirdiğini belirterek, Sakarya Gaz Sahası'ndaki mevcut günlük 10 milyon metreküplük üretimin, yıl sonuna kadar iki katına çıkarılacağını duyurdu. 2028 yılına gelindiğinde ise bu rakamın günlük 45 milyon metreküpe ulaşması hedefleniyor. Bu devasa üretim artışı, Türkiye'nin enerji arz güvenliğinde elini güçlendirirken, dışa bağımlılığı azaltma stratejisinin de temel taşını oluşturuyor. Altı gelişmiş derin deniz sondaj gemisiyle arama faaliyetlerini sürdüren Türkiye, aynı zamanda LNG gazlaştırma kapasitesini 160 milyon metreküpe çıkararak altyapısını küresel standartlara taşıdı.
Nükleer ve yenilenebilir enerjiyle 7/24 kesintisiz güç
Bakan Bayraktar, enerji stratejisinin sadece doğal gazla sınırlı olmadığını, yenilenebilir ve nükleer enerjinin birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu belirtti. Türkiye'nin elektrik üretim kapasitesinin yüzde 62'sinden fazlasının yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu hatırlatan Bayraktar, rüzgar ve güneş enerjisinde 43 gigavatı aşan bir kapasiteye ulaşıldığını vurguladı. Nükleer enerji tarafında ise Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin devreye alınmasıyla birlikte, Türkiye'nin elektrik ihtiyacının yüzde 10'unun karşılanması planlanıyor. 2050 yılına kadar 20 gigavatlık nükleer kapasite hedefiyle, hem büyük ölçekli reaktörler hem de küçük modüler reaktörler (SMR) üzerinden enerji sisteminin çeşitlendirilmesi amaçlanıyor. Bu yatırımlar, Türkiye'nin düşük karbonlu ve güvenilir bir enerji sistemine geçişini hızlandıracak.
Bölgesel enerji merkezi olma yolunda stratejik adımlar
Türkiye'nin vizyonu, sadece kendi enerji ihtiyacını karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda üretici ve tüketici ülkeleri birbirine bağlayan güvenilir bir enerji köprüsü olmaktır. Bakan Bayraktar, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi için 2040 yılına kadar 80 milyar dolarlık bir yatırım öngörüldüğünü açıkladı. Azerbaycan, Gürcistan, Irak ve Avrupa hattındaki enterkonneksiyon projeleri, Türkiye'nin bölgesel piyasalardaki rolünü pekiştiriyor. Ayrıca, Silopi-Ceyhan hattı üzerinden ham petrol taşımacılığının genişletilmesi ve Basra'ya uzanacak olası bir bağlantı, Türkiye'yi küresel enerji ticaretinde vazgeçilmez bir aktör konumuna taşıyacak. Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde, küresel iklim hedefleriyle ekonomik kalkınmayı birleştiren Türkiye, 2035 yılına kadar elektriğin payını artırmayı hedefleyen 35'e 35 Küresel Elektrifikasyon Taahhüdü ile sürdürülebilir bir gelecek için uluslararası iş birliği çağrısını yineliyor.