İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi'nde düzenlenen panel, 15 Temmuz'un üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen FETÖ ile mücadelenin neden hayati önem taşıdığını masaya yatırdı. Akademisyenler ve gazeteciler, örgütün sadece güvenlik değil, toplumsal bir hafıza meselesi olduğunu vurguladı.
Tehdit neden bitmedi
Rektör Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu, örgütün girdiği her yapının şeklini alabilen bir "bukalemun" karakterine sahip olduğunu hatırlattı. Örgüt elebaşının ölümüyle FETÖ'nün yok olmadığını belirten Hacısalihoğlu, devletin yeni mahrem yapılanmalara yönelik eş zamanlı operasyonlarının, tehlikenin halen canlı olduğunu gösterdiğini söyledi. Ona göre 15 Temmuz bir işgal girişimiydi ve örgüt, devletin tüm kılcal damarlarına sızma stratejisini hala terk etmedi.
Operasyonlar hız kesmiyor
Gazeteci Nedim Şener, operasyon verilerini paylaşarak durumu somutlaştırdı. Sadece yakın zamanda 81 ilde yaklaşık 900 şüpheliye işlem yapıldığını ifade eden Şener, Ankara'da emniyet personeline yönelik gözaltı kararlarının çoğunun aktif görevdeki isimleri kapsadığına dikkat çekti. Şener, kimsenin inancına müdahale edilmeyeceğini ancak devlet gücünü bir cemaat veya tarikat adına kullanmaya kalkmanın kabul edilemez olduğunu belirtti.
Gençlere ne düşüyor
Panelde öne çıkan bir diğer başlık ise dini istismar oldu. Akademisyen Bedreddin Habiboğlu, Kur'an-ı Kerim'in şahsi çıkarlar veya ideolojiler için çarpıtılmasının topluma verdiği zarara değindi. Uzmanlar, 15 Temmuz bilincinin sadece bir anma değil, genç kuşakların bu tür istismar yöntemlerine karşı uyanık kalmasını sağlayan bir savunma refleksi olması gerektiği üzerinde birleşti. Peki bu durum seni nasıl etkiler? Kurumlara sızmaya çalışan gizli yapıların varlığı, devletin liyakat temelli sistemini doğrudan zedelediği için bu mücadele aslında herkesin işini, okulunu ve geleceğini koruma çabasıdır.