Çaykovski'nin ölümsüz eseri Fındıkkıran, bugüne kadar alıştığımız tüm masalsı anlatıların dışına çıkarak İstanbul'da izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Novaya Opera ve Balet Moskva imzası taşıyan Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil isimli yapım, klasik balenin estetiğini I. Dünya Savaşı'nın karanlık ve hüzünlü atmosferiyle birleştiriyor. Art Seasons organizasyonuyla Türkiye'ye getirilen bu çarpıcı eser, 11-12 Eylül tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi'nde sahnelenecek.

Cepheden dönen bir askerin içsel yolculuğu
Eserin merkezinde, savaşın tüm acımasızlığını iliklerine kadar hisseden ve cepheden sağ dönmesine rağmen ruhsal yaralarını saramayan genç asker Nataniel yer alıyor. Koreograf Pavel Glukhov, klasik Fındıkkıran hikayesindeki oyuncak askerlerin ve fantastik kahramanların yerine, savaşın fiziksel ve psikolojik izlerini taşıyan gerçek insanları koyuyor. Nataniel'in yaşadığı derin kayıp duygusu ve bu travmalarla başa çıkma süreci, sevgilisi Clara ile olan ilişkisi üzerinden izleyiciye aktarılıyor. Şubat ayında Moskova'da ilk kez sahnelenen ve büyük ilgi gören bu yapım, çağdaş dansın tüm imkanlarını kullanarak karakterin psikolojik dönüşümünü sahneye taşıyor.

Müzikal sadakat ve çağdaş koreografi
Yapımın en dikkat çekici özelliklerinden biri, Çaykovski'nin orijinal müziklerine gösterilen büyük sadakat. Eserde herhangi bir kesinti veya tempo değişikliğine gidilmezken, canlı olarak icra edilen müzikler çağdaş koreografinin anlatım gücünü destekliyor. İki perde, bir prolog ve bir epilogdan oluşan bu özel prodüksiyon, izleyiciyi masalsı bir rüyadan ziyade, gerçek hayatın sert gerçekleriyle yüzleşmeye davet ediyor. Müzik direktörlüğü ve orkestra şefliğini Anton Torbeev'in üstlendiği eserin librettosu ise Pavel Glukhov ve Tatyana Belova imzası taşıyor.

Sahne arkasındaki dev kadro
Eserin görsel dünyası, hikayenin ağırlığını yansıtacak şekilde titizlikle kurgulandı. Sahne tasarımını Larisa Lomakina'nın, kostüm tasarımını ise Svetlana Tegin'in üstlendiği yapımda, ışık tasarımı Tatyana Mishina ve Andrey Kostyuchenkov'a, video tasarımı ise Alexey Bychkov'a emanet edildi. Sanatseverlerin yoğun ilgi göstermesi beklenen bu özel gösterim, klasik bale repertuvarına getirilen en cesur yorumlardan biri olarak kabul ediliyor. Savaşın yıkıcı etkilerini, bir askerin hayata tutunma çabası üzerinden anlatan bu sarsıcı performans, İstanbul'daki sanat takviminin en önemli etkinliklerinden biri olmaya aday.




