Türkiye, 2013 yılının Mayıs ayında Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında ağaçların taşınmasıyla başlayan ve kısa sürede ülke geneline yayılan protestolarla sarsıldı. Çevre hassasiyeti gerekçesiyle sokağa çıkan gruplara zamanla illegal örgütlerin dahil olmasıyla süreç, güvenlik ve ekonomi üzerinde derin izler bırakan bir kalkışmaya dönüştü. Aradan geçen 13 yılın ardından yaşananlar, sadece sokaklardaki hasarla değil, ülkenin finansal piyasalarına vurduğu darbeyle de hatırlanıyor.
Sokaklarda bırakılan büyük tahribat
Eylemler boyunca kamu malları, camiler ve sivil araçlar hedef haline geldi. Polisin müdahale etmek zorunda kaldığı gösterilerde 326 iş yeri, 201 araç, 46 kamu binası ve onlarca ambulans kullanılamaz hale geldi. Göstericilerin yaktığı 80 belediye otobüsü ve 85 otobüs durağı, kamu zararına eklenen somut rakamlar olarak kayıtlara geçti. Gazetecilerin hedef alındığı ve canlı yayın araçlarının yakıldığı o günlerde, Türkiye’nin huzur iklimi ciddi biçimde zedelendi.
Ekonomik yaralar nasıl sarıldı
Kalkışmanın finansal piyasalar üzerindeki etkisi, özellikle yabancı yatırımcıların Türkiye'ye bakışında ani bir tereddüt yarattı. Güven ortamının sarsılmasıyla ekonomi kısa süreli bir duraklama yaşasa da, atılan kararlı adımlar ve yapısal reformlar sayesinde Türkiye toparlanmayı başardı. Olayların organizasyonunda yer aldığı iddia edilen kişiler hakkında açılan davalar ise uzun süre yargı gündemini meşgul etti. Bugün geriye dönüp bakıldığında, protestoların Türkiye’nin büyüme potansiyeline ve istikrarına yönelik bir test süreci olduğu görülüyor.