Havadis | İstanbul | Gözle görülmeyen tehlike: Mikroplastikler kanser yapar mı?

Gözle görülmeyen tehlike: Mikroplastikler kanser yapar mı?

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Günaldı, vücudumuzun her noktasında tespit edilmeye başlanan mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkilerini mercek altına alarak, bu parçacıkların kanserle ilişkisine dair bilimsel temkinlilik çağrısında bulundu.

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Günaldı, vücudumuzun her noktasında tespit edilmeye başlanan mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkilerini mercek altına alarak, bu parçacıkların kanserle ilişkisine dair bilimsel temkinlilik çağrısında bulundu.

Gözle görülmeyen tehlike: Mikroplastikler kanser yapar mı?
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Günümüzde plastik üretiminin ulaştığı devasa boyutlar, çevremizi gözle görülmeyen ancak varlığı her geçen gün daha fazla hissedilen mikroplastik ve nanoplastik parçacıklarıyla doldurmuş durumda. Hava, su ve toprak gibi yaşamın temel kaynaklarına sızan bu mikroskobik maddeler, artık insan vücudundaki farklı dokularda ve biyolojik örneklerde de tespit ediliyor. Bu durum, uzun vadeli sağlık etkileri konusunda bilim dünyasında ciddi soru işaretlerini beraberinde getirirken, özellikle mikroplastikler ile kanser arasındaki olası ilişki, son yıllarda araştırmaların merkezine yerleşti. Liv Hospital Ulus Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Günaldı, bu parçacıkların insan sağlığı üzerindeki etkilerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Tümör dokularında mikroplastik izleri

Prof. Dr. Meral Günaldı, mikroplastiklerin insan dokularında ve hatta bazı tümör örneklerinde saptanmasının oldukça dikkat çekici bir bulgu olduğunu belirtiyor. Ancak uzman isim, bu durumun yanlış yorumlanmaması gerektiği konusunda uyarıyor: Bir parçacığın tümör dokusunda bulunması, tek başına o parçacığın kansere neden olduğu anlamına gelmiyor. Bugün itibarıyla mikroplastik maruziyetinin insanlarda kanser görülme sıklığını doğrudan artırdığını kanıtlayan yeterli epidemiyolojik veri bulunmuyor. Bu nedenle, mevcut bulguları bilimsel bir temkinlilikle ele almak ve aceleci sonuçlardan kaçınmak büyük önem taşıyor.

Deneysel çalışmalar, mikroplastiklerin kronik inflamasyon, oksidatif stres, hormonal sistem ve hücre çoğalmasını düzenleyen sinyal yolakları üzerindeki olası etkilerini mercek altına alıyor. Akciğer, kolorektal, mide, serviks, meme, pankreas ve prostat kanserleri gibi çeşitli türlere ait tümör dokularında mikroplastik parçacıklarına rastlanması, bu maddelerin tümör biyolojisi üzerindeki etkilerinin araştırılması için bir kapı aralıyor. Yine de laboratuvar ortamında gözlemlenen mekanizmaların, insanlarda doğrudan bir kanser nedeni olarak kabul edilebilmesi için çok daha kapsamlı ve uzun süreli klinik araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.

Hücresel düzeyde karmaşık etkileşimler

Mikroplastiklerin kanser gelişimini tetikleyip tetikleyemeyeceği konusu, birden fazla mekanizma üzerinden değerlendiriliyor. Prof. Dr. Günaldı, bu parçacıkların hücrelerde inflamatuvar yanıtı ve oksidatif stresi artırarak hücresel hasara yol açabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Bunun yanı sıra, plastik üretiminde kullanılan kimyasalların hormonal sistem üzerindeki bozucu etkileri ve hücre büyümesini kontrol eden PI3K/Akt/mTOR ile Wnt/-katenin gibi sinyal yolakları üzerindeki olası müdahaleleri de deneysel çalışmaların ana konularını oluşturuyor. Ayrıca mikroplastiklerin yüzeylerinde çevresel kirleticileri taşıyabilme yeteneği, bu parçacıkların vücuttaki etkilerinin çok daha geniş bir çerçevede incelenmesini zorunlu kılıyor.

Genç yaşta kanser artışı ve mikroplastikler

Son yıllarda 50 yaş altındaki bireylerde bazı kanser türlerinin görülme sıklığında bir artış yaşandığı gözlemleniyor. Bu durumun mikroplastiklerin yaygınlaşmasıyla aynı döneme denk gelmesi, toplumda bir nedensellik ilişkisi olduğu algısını güçlendirse de Prof. Dr. Günaldı, bu artışı tek bir faktöre bağlamanın bilimsel olarak doğru olmadığını ifade ediyor. Obezite, hareketsiz yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı ile çevresel faktörler gibi çok sayıda değişkenin aynı dönemde değiştiğini hatırlatan uzman, mikroplastikleri tek başına sorumlu tutmanın mümkün olmadığını belirtiyor.

Kanserden korunma noktasında ise kanıtlanmış risk faktörlerine odaklanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Günaldı, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmanın, sağlıklı kiloyu korumanın, düzenli fiziksel aktivite yapmanın ve dengeli beslenmenin en temel adımlar olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca yaşa ve kişisel risklere uygun kanser taramalarının ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Pratik bir önlem olarak, plastik kullanımını gereksiz yere artırmamak ve sıcak yiyecek ile içecekleri plastik kaplarda uzun süre bekletmemek gibi alışkanlıkların, plastik kaynaklı maruziyeti azaltmak adına makul bir yaklaşım olabileceğini belirtiyor. Sonuç olarak, mikroplastiklerin tamamen zararsız olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi, kansere neden olduğunu kesin olarak ortaya koyan yeterli kanıt da bulunmuyor. Bu nedenle konuya ne gereksiz bir korkuyla ne de tamamen önemsizmiş gibi yaklaşmak gerekiyor; bilimsel gelişmeleri yakından takip etmek en sağlıklı yol olarak öne çıkıyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız