Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), yarım asırlık köklü geçmişini kutladığı bu özel yılda, hazır giyim sektörünün rotasını belirleyecek 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı'na ev sahipliği yapıyor. Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye temasıyla kapılarını açan etkinlik, sektörün sadece üretim kapasitesini değil, aynı zamanda küresel ölçekteki marka algısını da dönüştürmeyi hedefliyor. Kamu temsilcilerinden uluslararası alım gruplarına, akademisyenlerden sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir yelpazeyi bir araya getiren konferans, Türkiye'nin tekstil ve hazır giyimdeki stratejik konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Açılış konuşmalarını Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya ve TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren'in gerçekleştirdiği zirve, sektörün önündeki engelleri aşmak için ortak bir akıl platformu sunuyor.
Ortak başarı hikayeleriyle yükselen marka değeri
Dr. Ümit Özüren, Türkiye'nin küresel pazarlardaki itibarının sadece tekstil ürünleriyle değil, farklı alanlardaki başarılarla bütünleşerek büyüyeceğine dikkat çekiyor. Şef Fatih Tutak'ın gastronomi dünyasındaki başarısından Prof. Canan Dağdeviren'in teknolojik buluşlarına, Arda Güler'in spor sahalarındaki performansından Kerem Bürsin'in uluslararası sanat dünyasındaki etkisine kadar pek çok örneği işaret eden Özüren, bu başarıların Türkiye'nin genel marka algısını yukarı taşıdığını vurguluyor. Özüren, giyim sektörünün de bu vizyonla hareket etmesi gerektiğini belirterek, tasarım ve kalitenin birleştiği noktada Made in Türkiye etiketinin bir prestij unsuru haline gelmesinin, sektörde üreten herkesin geleceğini güvence altına alacağını ifade ediyor. Gençlerin sektöre kazandırılması ve kadınların yönetim kademelerinde daha fazla temsil edilmesi gerektiğinin altını çizen dernek yönetimi, fırsat eşitliğini üretim kültürünün merkezine yerleştirmeyi hedefliyor.
Zorlu sınavda üretim gücü ve stratejik dayanıklılık
Konferansın dikkat çeken oturumlarından birinde, sektörün mevcut durumu ve geleceği masaya yatırıldı. TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, jeopolitik gerilimler ve enerji maliyetlerindeki artışa rağmen sektörün üretim gücünü korumayı başardığını belirtti. Avrupa Birliği ve ABD pazarlarındaki genel daralmaya karşın Türkiye'nin pazar çeşitliliği sayesinde bu süreci daha az hasarla atlattığını ifade eden Narbay, istihdamdaki artışın ve konkordato başvurularındaki düşüşün olumlu sinyaller olduğunu ancak henüz tam bir toparlanmadan söz edilemeyeceğini dile getirdi. Yakın tedarikin bir tercih değil, küresel belirsizlikler karşısında bir sigorta olduğunu vurgulayan Narbay, Türkiye'nin hız, esneklik ve dikey entegrasyon konularında dünya lideri olduğunu hatırlattı.
138 maddelik dönüşüm ve teşvik reformu
Sektörün geleceğine dair en somut adım ise Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sunulan 138 maddelik çerçeve önerisi oldu. TGSD'nin Uzgörü 2050 çalışması kapsamında hazırlanan bu rapor, mevcut 86 desteğin 83'ünün yeniden yapılandırılmasını ve sisteme 55 yeni önerinin eklenmesini içeriyor. Performansa ve niteliğe dayalı, tek elden yönetilen ölçülebilir bir teşvik sistemini savunan dernek, Türkiye Markası'nın sadece bir slogan değil, somut bir politika önerisi olarak hayata geçirilmesini bekliyor. Konferansın ikinci gününde gerçekleştirilecek B2B ikili iş görüşmeleriyle, yerli üreticiler dünya markalarıyla doğrudan temas kurarak bu stratejik vizyonu ticari iş birliklerine dönüştürme fırsatı bulacak.