İstanbul sakinleri güne alışılagelmişin dışında, gri ve puslu bir atmosferle uyandı. Şehrin üzerine yayılan bu yoğun tabaka, özellikle Tarihi Yarımada’nın siluetini ve gökyüzüne uzanan modern yapıları adeta görünmez kıldı. Dronlar aracılığıyla havadan kaydedilen görüntüler, Marmara Denizi ve Boğaz hattı üzerindeki görüş mesafesinin ne denli düştüğünü gözler önüne sererken, kentin genelinde hakim olan bu puslu hava durumu hem deniz trafiğini hem de şehir manzarasını etkisi altına aldı. Sabahın erken saatlerinde çekilen bu görüntüler, İstanbul’un atmosferik yapısındaki değişimi net bir şekilde belgeledi.
Hava kalitesi indeksinde alarm veren bölgeler
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yönetilen hava kalitesi izleme istasyonlarının 12 Ekim 2026 saat 07.00 itibarıyla paylaştığı veriler, kirliliğin homojen bir dağılım göstermediğini kanıtladı. Yapılan ölçümlerde Kağıthane istasyonunda hava kalitesi indeksi 119, Esenler istasyonunda ise 101 olarak kaydedildi. Bu iki bölge, hava kalitesinin hassas kategoride değerlendirildiği noktalar olarak öne çıktı. Yenibosna 100, Sancaktepe 93, D-100 karayolu hattı 91 ve Selimiye 89 değerleriyle orta seviyede sınıflandırıldı. Öte yandan, şehrin farklı noktalarında hava kalitesi değişkenlik gösterdi; Aksaray, Tuzla, Bağcılar ve Avcılar gibi bölgeler orta seviyede kalırken, Büyükada, Arnavutköy, Beşiktaş ve Beylikdüzü gibi ilçeler iyi kategorisinde yer alarak daha temiz bir hava soludu.
Kirleticiler ve meteorolojik parametrelerin takibi
Şehrin hava kalitesini belirleyen temel unsurlar, İBB’nin kapsamlı izleme ağı tarafından sürekli olarak denetleniyor. Bu sistem içerisinde partikül madde (PM10), kükürt dioksit (SO2), azot dioksit (NO2), karbonmonoksit (CO) ve ozon (O3) gibi insan sağlığını doğrudan etkileyebilecek kirleticiler titizlikle takip ediliyor. Özellikle PM10 ve NO2 değerlerinin bazı istasyonlarda yükselmesi, kirliliğin temel kaynakları olan egzoz emisyonları ve endüstriyel faaliyetlerin etkisini bir kez daha gündeme getirdi. Sadece kirletici gazlar değil, aynı zamanda sıcaklık, nem oranı, rüzgar hızı ve rüzgarın yönü gibi meteorolojik parametreler de bu ağ üzerinden analiz edilerek, hava kalitesinin neden bölgeden bölgeye farklılık gösterdiği bilimsel verilerle açıklanmaya çalışılıyor.
Hassas gruplar için kritik uyarılar
Hava kalitesinin hassas seviyeye ulaştığı bölgelerde yaşayan vatandaşlar için uzmanlar önemli uyarılarda bulunuyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik solunum yolu rahatsızlığı bulunan bireylerin bu tür puslu ve kirli hava koşullarında daha dikkatli olmaları hayati önem taşıyor. Hava kirliliğine karşı duyarlılığı yüksek olan kişilerin, bulundukları bölgedeki güncel ölçüm sonuçlarını düzenli olarak takip etmeleri ve hava kalitesinin düşük olduğu saatlerde yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınmaları öneriliyor. Şehir genelindeki bu puslu görünümün ne kadar süre daha etkili olacağı merak edilirken, yetkililer verileri anlık olarak izlemeye ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam ediyor.