Havadis | İstanbul | Kırk yaş sınırını aştı: Meme kanseri artık çok daha erken yaşlarda kapımızı çalıyor

Kırk yaş sınırını aştı: Meme kanseri artık çok daha erken yaşlarda kapımızı çalıyor

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selin Kapan, meme kanserinin artık sadece ileri yaşların sorunu olmadığını, genç kadınlar arasında da hızla yayıldığını vurgulayarak hayati uyarılarda bulundu.

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selin Kapan, meme kanserinin artık sadece ileri yaşların sorunu olmadığını, genç kadınlar arasında da hızla yayıldığını vurgulayarak hayati uyarılarda bulundu.

Kırk yaş sınırını aştı: Meme kanseri artık çok daha erken yaşlarda kapımızı çalıyor
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Kadın sağlığını tehdit eden en büyük unsurlardan biri olan meme kanseri, tıbbi literatürde uzun yıllar boyunca kırk yaş ve üzerindeki kadınların birincil riski olarak tanımlanıyordu. Ancak son dönemde klinik tablolarda yaşanan değişimler, bu algının kökten değişmesi gerektiğini ortaya koyuyor. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selin Kapan, hastalığın artık çok daha genç yaş gruplarında görülmeye başlandığını belirterek, bu durumun erken teşhisin önemini her zamankinden daha kritik bir noktaya taşıdığını ifade ediyor. Dünya genelinde ve Türkiye'de kadınlar arasında en sık rastlanan kanser türü olma özelliğini koruyan bu hastalık, aynı zamanda kansere bağlı kadın ölümlerinde de listenin başında yer alıyor. İstatistiksel veriler, her sekiz kadından birinin yaşamının bir döneminde bu hastalıkla yüzleşme riski taşıdığını gösteriyor.

Genç yaşlarda artan risk faktörleri

Prof. Dr. Kapan, özellikle genç yaşlarda artış gösteren vaka sayılarına dikkat çekerek, geleneksel tarama alışkanlıklarının güncellenmesi gerektiğini savunuyor. Daha önce kırk yaş sonrasına odaklanan tarama programlarının, günümüzün değişen sağlık profiliyle birlikte daha erken yaşlarda başlatılmasının hayati bir gereklilik olduğunu vurguluyor. Hastalığın genç yaşlarda ortaya çıkması, tedavi süreçlerinin daha agresif planlanmasını gerektirebilirken, erken evrede yakalanan vakalarda ise memeyi koruyucu cerrahi yöntemlerle çok daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Metastaz riskini minimize etmek ve yaşam kalitesini korumak, ancak düzenli kontrollerle mümkün olabiliyor.

Kendi kendine muayene hayat kurtarıyor

Uzmanlar, memede hissedilen her sertliğin veya kitlenin doğrudan kanser anlamına gelmediğini, çoğunlukla iyi huylu kistlerin veya fibroadenomların söz konusu olduğunu belirtiyor. Ancak bu durumun kesin teşhisi için mutlaka profesyonel bir hekim muayenesi ve yaşa uygun görüntüleme tekniklerinin kullanılması şart. Prof. Dr. Kapan, kadınların kendi vücutlarını tanımalarının en etkili savunma mekanizması olduğunu belirterek, adet döneminden sonraki günlerde düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapılmasını öneriyor. Sadece kitle değil; meme başında çekinti, ciltte oluşan beklenmedik değişiklikler, kanlı akıntılar veya koltukaltındaki sertlikler gibi belirtiler, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gereken uyarı işaretleri olarak kabul ediliyor.

Aile öyküsü olanlar için takip süreci

Ailevi yatkınlık, meme kanseri riskini belirleyen en önemli faktörlerden biri olmaya devam ediyor. Özellikle birinci derece akrabalarında, yani anne, baba veya kardeşlerinde meme kanseri öyküsü bulunan kadınların, standart takip programlarının dışına çıkarak daha sıkı bir izlem sürecine girmeleri gerekiyor. Genç yaşta görülen vakalar, çift taraflı kanser oluşumları veya ailede erkek meme kanseri vakalarının varlığı, genetik riskin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu gruptaki kadınların hekim tarafından önerilen takip takvimine harfiyen uyması ve gerektiğinde genetik danışmanlık alması, hastalığın erken evrede yakalanması için büyük önem taşıyor. Tedavi planlaması ise tamamen kişiye özel olarak; tümörün biyolojik yapısı, hastalığın evresi ve hastanın genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak cerrahi, kemoterapi, radyoterapi veya akıllı ilaç tedavileriyle şekillendiriliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız