Ünlü komedyen Cem Yılmaz'ın yakın zamanda yaşadığı sağlık sorunları, toplumda kalp sağlığına yönelik farkındalığı bir kez daha ön plana çıkardı. Kalp hastalıklarının dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alması, belirtilerin doğru okunmasını ve vakit kaybetmeden uzman görüşüne başvurulmasını hayati bir zorunluluk haline getiriyor. Medicana Ataköy Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören, özellikle sosyal medyada kulak memesindeki çizgiyle ilişkilendirilen 'Frank işareti' gibi popüler konuların yanı sıra, kalp krizinin gerçek yüzüne dair kritik uyarılarda bulundu.
Belirtiler kişiden kişiye farklılık gösteriyor
Kalp krizinin her hastada aynı şekilde seyretmediğini belirten Doç. Dr. Güngören, klasik göğüs ağrısının en yaygın belirti olmasına rağmen, özellikle yaşlılar, diyabet hastaları ve nörolojik rahatsızlığı bulunan bireylerde tablonun çok daha farklı gelişebileceğine dikkat çekiyor. Bazı vakalarda nefes darlığı, ani bayılma veya çarpıntı hissi gibi daha silik belirtiler ön plana çıkabiliyor. Hastaların kendilerini her zamankinden farklı, göğüs bölgesinde yanma veya baskı hissi gibi tanımlayamadıkları bir huzursuzluk içinde bulmaları durumunda, hiç vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aramaları veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekiyor. Tıbbi müdahalede zamanın altın değerinde olduğunu vurgulayan uzmanlar, EKG ve kan tahlilleriyle yapılan hızlı değerlendirmelerin ardından, gerekli görülen durumlarda 120 dakika içerisinde anjiyografi sürecinin başlatılmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Frank işareti tek başına bir tanı yöntemi değildir
Son dönemde kulak memesindeki diagonal çizgi olarak bilinen 'Frank işareti'nin kalp hastalığı habercisi olup olmadığına dair yoğun bir merak söz konusu. Doç. Dr. Güngören, bu konuda yapılan bilimsel çalışmaların kalp-damar hastalarında bu çizginin daha sık görüldüğüne dair bir korelasyon ortaya koyduğunu, ancak bu durumun tek başına bir hastalık teşhisi anlamına gelmediğini ifade ediyor. Frank işareti bulunan bir bireyin mutlaka bir kardiyoloji uzmanı tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Güngören, sadece bu işarete bakarak anjiyo gibi invaziv yöntemlere karar vermenin doğru bir yaklaşım olmadığını, hastanın genel risk faktörlerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Yaşam tarzı ve stres yönetimi kalp sağlığının anahtarı
Kalp-damar hastalıklarının gelişiminde hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve ailede genç yaşta kalp krizi öyküsü gibi genetik ve kronik faktörlerin yanı sıra, yaşam tarzı seçimleri de belirleyici rol oynuyor. Sigara ve aşırı alkol tüketiminin yanı sıra hareketsiz bir yaşam tarzı, damar sağlığını doğrudan tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca, modern hayatın kaçınılmaz bir parçası haline gelen stresin, vücuttaki adrenalin ve kortizol seviyelerini yükselterek damarlar üzerindeki baskıyı artırdığı ve mevcut plakların yırtılma riskini tetikleyebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor. Erkekler için 40 yaşından itibaren, kadınlar için ise menopoz dönemiyle birlikte kardiyovasküler risk değerlendirmelerinin yapılması, olası sorunların erken teşhisi ve önleyici tedavilerin planlanması açısından kritik bir adım olarak görülüyor.