Gelecekte yaşanabilecek olası sağlık krizlerine karşı dünya genelinde nasıl bir hazırlık yapılması gerektiği, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Üst Düzey Haftası kapsamında New York'ta düzenlenen kritik bir toplantıyla masaya yatırıldı. Singapur Ulusal Üniversitesi (NUS) ve tıp dünyasının en saygın yayınlarından The Lancet'in öncülüğünde kurulan NUS-Lancet PRIME Komisyonu, üç yıl süren ve 20 ülkeyi kapsayan yoğun çalışmalarının sonucunda hazırladığı Eşitlik için Pandemiye Hazır Olma Dönüşümü raporunu kamuoyuyla paylaştı. Türkiye'nin de aktif katkı sunduğu bu çalışma, pandemi hazırlıklarının sadece laboratuvar kapasitesi veya aşı stoklarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini, aksine toplumsal dayanıklılığın ve eşitliğin merkeze alınması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye'nin Küresel Pandemi Stratejisindeki Rolü
Türkiye'den Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KUISCID) ve Bahçeşehir Üniversitesi'nin akademik katkılarıyla yürütülen bu geniş çaplı araştırma, küresel ölçekte elde edilen verilerin yerel deneyimlerle harmanlanmasını sağladı. KUISCID Kurucu Direktörü Prof. Dr. Önder Ergönül ve Bahçeşehir Üniversitesi'nden Prof. Dr. Özge Karadağ'ın yer aldığı ekip, Türkiye'nin pandemi sürecindeki tecrübelerini uluslararası platforma taşıdı. Prof. Dr. Özge Karadağ, New York'taki lansman toplantısına bizzat katılarak Türkiye'nin pandemiye karşı geliştirdiği yaklaşımları ve elde edilen bulguları küresel paydaşlarla paylaştı. Bu katılım, Türkiye'nin gelecekteki sağlık politikalarının belirlenmesinde uluslararası iş birliğine verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi.
Sistemik Kırılganlıklar ve Toplumsal Dayanıklılık
Araştırma, pandemilerin sadece biyolojik bir tehdit olmadığını, aynı zamanda derin toplumsal eşitsizlikleri de tetiklediğini ortaya koyuyor. Komisyon, toplumları gelecekteki krizlere karşı savunmasız bırakan beş temel sistemik kırılganlık alanı belirledi. Bu alanlar arasında barınma sorunları, kalabalık yaşam koşulları, temel ihtiyaçlara erişimdeki güvencesizlik, sağlık sistemlerine yönelik idari engeller ve kurumlara duyulan güvenin zayıflaması öne çıkıyor. Raporda, belirli grupların doğrudan kırılgan olarak etiketlenmesi yerine, insanları bu duruma sürükleyen sistemik koşulların iyileştirilmesi gerektiği savunuluyor. Özellikle sağlık çalışanlarının pandemi sürecindeki kritik rolü ve sistemin işleyişindeki sosyal koşulların önemi, Türkiye'den gelen verilerle de desteklenerek raporun temel taşlarından biri haline getirildi.
Aşı Erişimi ve Gelecek Senaryoları
Raporda yer alan epidemiyolojik modellemeler, gelecekte ortaya çıkabilecek varsayımsal bir Influenza A pandemisinde atılacak adımların milyonlarca hayatı kurtarabileceğini kanıtlıyor. Hızlı aşı geliştirme süreçlerinin yanı sıra, aşıların ülkelerin ekonomik gücüne göre değil, nüfus yoğunluğuna ve ihtiyaca göre adil dağıtılmasının can kayıplarını ciddi oranda azaltacağı öngörülüyor. Modelleme sonuçlarına göre, adil bir dağıtım stratejisi orta gelirli ülkelerde milyonlarca hayatın kurtarılmasına olanak tanıyabilir. Ayrıca, toplumun aşıya olan güvenini artıracak şeffaf iletişim stratejilerinin de salgınla mücadelede en az tıbbi müdahaleler kadar etkili olduğu vurgulanıyor. Bu kapsamda geliştirilen PRIME Test aracı, ülkelerin pandemi hazırlıklarını değerlendirmeleri ve eksiklerini gidermeleri için yeni bir rehber niteliği taşıyor.
Uygulama Dönemi ve PRIME Collective Vizyonu
New York'taki lansman, aslında uzun soluklu bir sürecin sadece ilk aşamasını temsil ediyor. Bundan sonraki dönemde, PRIME çerçevesinin ve PRIME Test mekanizmasının farklı ülkelerde uygulanması, bölgesel bilimsel yayınların artırılması ve ülkelerin kendi sağlık sistemlerine bu yaklaşımı entegre etmeleri hedefleniyor. Uluslararası iş birliğini güçlendirmek amacıyla kurulan PRIME Collective yapısı, ülkelerin birbirlerinden öğrenerek daha dayanıklı, kapsayıcı ve eşitlikçi sağlık politikaları geliştirmesini amaçlıyor. Türkiye'nin bu süreçteki aktif rolü, Covid-19 döneminden çıkarılan derslerin sadece ulusal değil, küresel bir sağlık güvenliği mimarisine dönüştürülmesinde kritik bir öneme sahip olmaya devam edecek.