Eğitim sisteminde köklü bir dönüşümün parçası olarak 2026-2027 eğitim öğretim yılında hayata geçirilen Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS), öğrencilerin bilgi birikimini ölçmenin ötesinde, bu bilgiyi gerçek hayatta nasıl konumlandırdıklarını anlamayı hedefliyor. İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Feryal Gündüz, sistemin işleyişine dair merak edilenleri açıklarken, başarının sadece sınav kağıdındaki rakamlara değil, öğretmen ve aile arasındaki iş birliğine dayandığını belirtiyor. Yeni yapı, okullardaki sınav süreçlerini dijital bir destekle güçlendirirken, öğretmenlerin soru havuzundan seçim yapma ve kendi açık uçlu sorularını oluşturma yetkisiyle mesleki özerkliklerini korumalarına olanak tanıyor.
Sınavda senaryo kavramı neyi ifade ediyor?
Sistemin en çok merak edilen unsurlarından biri olan senaryo kavramı, veliler tarafından genellikle yanlış anlaşılabiliyor. Doç. Dr. Gündüz, senaryonun bir hikaye veya örnek olay değil, sınavın konu ve soru dağılımını belirleyen teknik bir harita olduğunu vurguluyor. Öğretmenlerin Bakanlık havuzundan seçtiği sorularla harmanladığı bu sistemde, açık uçlu soruların varlığı öğrencinin düşünce sürecini gerekçelendirmesini zorunlu kılıyor. Matematikte bir problemin çözüm yolunu adım adım açıklamak ya da Türkçede bir metni derinlemesine yorumlamak, öğrencinin konuyu ne kadar içselleştirdiğini gösteren en net kanıtlar olarak öne çıkıyor. Ancak Gündüz, her açık uçlu sorunun üst düzey düşünme becerisini ölçmediğini, belirleyici olanın sorunun niteliği ve dilinin öğrenci seviyesine uygunluğu olduğunu hatırlatıyor.
Dijital platformlar uzmanlığın yerini almamalı
Öğretmenlerin sınav hazırlık yükünü hafifletmeyi amaçlayan soru havuzları ve puanlama anahtarları, okullar arasında bir tutarlılık sağlamayı hedefliyor. Yine de dijital sistemlerin, öğretmenin mesleki uzmanlığının önüne geçmemesi gerektiği konusunda uyarılar yapılıyor. EBA ve MEBİ gibi platformların teknik altyapısının yoğun talebi karşılayacak şekilde güçlendirilmesi, fırsat eşitliği açısından kritik bir öneme sahip. Gündüz, öğretmenlerin bu dijital araçları ders planlarını yeniden şekillendirmek ve öğrencilerin eksik kaldığı noktaları tespit etmek için bir rehber olarak kullanmalarını öneriyor. Sınav çıktılarındaki sayfa sınırlamaları veya görsel yerleştirme gibi teknik zorlukların ise uygulama sürecinde esnetilmesi, sınavın geçerliliğini artıracak bir adım olarak görülüyor.
Veliler için notun ötesinde bir bakış açısı
Velilerin e-Okul üzerinden erişebileceği detaylı analizler, çocuklarının hangi alanlarda güçlü, hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamaları için bir fırsat sunuyor. Doç. Dr. Gündüz, velilere çocuklarını başkalarıyla kıyaslamaktan kaçınmaları çağrısında bulunuyor. Bir sınav sonucunun çocuğun zekasını veya gelecekteki başarısını tanımlayamayacağını belirten Gündüz, doğru yaklaşımın neden düşük not aldığını sorgulamak yerine, hangi konularda birlikte çalışabileceklerini konuşmak olduğunu ifade ediyor. Yanlış cevapların bazen sınav kaygısı veya zaman yönetimi sorunlarından kaynaklanabileceğini unutmamak, öğretmenle kurulacak sağlıklı bir iletişimle çocuğun öğrenme sürecini desteklemek, sistemin nihai başarısını belirleyecek en önemli unsur olarak öne çıkıyor.