Ecdadın savaş meydanlarında, gemi direklerinde ve hatta askerlerin boyunlarında taşıdığı manevi emanetler Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi'nde bir araya geldi. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 45 farklı sancak mushafını ilk kez halkın incelemesine sundu. Mercekle okunabilen bu eserler, Osmanlı'nın askeri ve kültürel inancını gözler önüne seriyor.
Cephedeki inanç ve koruma kalkanı
Sancak mushafları sadece birer sanat eseri değil, aynı zamanda ordunun moral kaynağıydı. Askerler, Fatiha ve Ayetel Kürsi gibi koruyucu ayetleri içeren bu küçük kitapları boyunlarına asarak cepheye giderdi. Sancak, İslam'ı ve devleti temsil ettiği için bu mushaflar sancağın içine veya en yüksek direklere yerleştirilirdi. Sancaktar vurulursa, sancağın yere düşmemesi için hemen yeni bir asker görevi devralırdı.
Gözle görülmeyen sanat
Sergilenen parçalar arasında 2,7 santimetrelik devasa bir sabırla işlenmiş eserler bulunuyor. Hattatlar, "gubari" denilen ve toz boyutundaki yazıları cava kalemleri veya kirpi dikenleriyle kağıda döktü. Kösem Sultan'ın koleksiyonundan gelen gümüş muhafazalı eserler de dahil olmak üzere, 1347 yılından kalan en eski örnekleri Haziran ayı sonuna kadar 08.30-22.00 saatleri arasında görebilirsin. Bu eserler, tarihin sadece kılıçla değil, ince bir sanatla nasıl korunduğunu gösteriyor.