Sabahları yataktan kalkarken hissedilen bel ağrısı ve vücuttaki o geçmek bilmeyen katılık hissi, çoğu zaman yoğun iş temposuna veya yorgunluğa bağlanarak geçiştiriliyor. Ancak uzmanlar, bu belirtilerin aslında omurgayı hedef alan sinsi bir romatizmal hastalık olan ankilozan spondilitin ilk sinyalleri olabileceği konusunda uyarıyor. Memorial Hastanesi Omurga Merkezi ve Ankilozan Spondilit Hasta Derneği (ASHAD) tarafından düzenlenen özel bir etkinlikte, bu hastalığın erken evrede yakalanmasının yaşam kalitesini nasıl koruduğu masaya yatırıldı. Uzmanlar, özellikle genç erişkinlerde görülen bu durumun, doğru teşhis edilmediğinde ilerleyen yıllarda ciddi hareket kısıtlılıklarına yol açabileceğini vurguladı.
Teşhis sürecindeki en büyük engel: Zamanlama
Memorial Şişli Hastanesi Omurga Merkezi’nden Prof. Dr. Mehmet Aydoğan, hastalığın tanısındaki en büyük zorluğun, hastaların hekime başvurdukları saatlerde şikayetlerinin hafiflemiş olması olduğunu belirtiyor. Sabahları belirgin olan katılık ve ağrı, gün içinde hareket ettikçe azaldığı için hastalar muayene sırasında kendilerini daha iyi hissedebiliyor. Bu durum, MR görüntülerinin de normal çıkmasıyla birleşince tanı süreci aylarca, hatta yıllarca uzayabiliyor. Prof. Dr. Aydoğan, genç yaşta başlayan ve hareketle düzelen bel ağrılarının mutlaka ciddiye alınması gerektiğini ifade ederek, erken müdahalenin hastalığı ilaçlarla baskılamada kilit rol oynadığını hatırlatıyor. İltihabi bir süreç olan bu hastalık, zamanla omurganın esnekliğini yitirmesine ve kemiklerin donmasına neden olabiliyor.
Hareketin gücü ve cerrahi müdahale
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Prof. Dr. Engin Çakar ise, hastalığın ilerlemiş evrelerinde cerrahi seçeneklerin devreye girdiğini ancak düzenli fizik tedavi ve modern ilaçlarla bu noktaya gelmeden çözüm üretmenin mümkün olduğunu belirtiyor. Özellikle gece uykusunu bölen ağrılar ve sabah tutukluğu yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden romatoloji veya fizik tedavi uzmanlarına görünmesi gerektiğini vurgulayan Çakar, yeni nesil tedavi ajanlarının iltihabı durdurarak eklem hareketliliğini korumada büyük başarı sağladığını ifade ediyor. ASHAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tuncay Duruöz de toplumda görülme sıklığı yüzde 1 civarında olan bu hastalığın, egzersizle birleşen tedavi protokolleri sayesinde kontrol altında tutulabileceğini, hastaların kaliteli bir yaşam sürmesinin mümkün olduğunu dile getiriyor.
17 yıl süren yanlış teşhisin ardından gelen iyileşme
Etkinlikte söz alan Ankilozan Spondilit Hasta Derneği Başkanı Mehmet Tugay Özkan, kendi yaşadığı 17 yıllık teşhis sürecini paylaşarak hastalığın ne kadar zorlayıcı olabileceğini gözler önüne serdi. 31 yaşında başlayan ağrıları nedeniyle uzun yıllar bel fıtığı tedavisi gören Özkan, doğru teşhis konulduktan sonra hayatının nasıl değiştiğini anlattı. İlaç tedavisinin yanı sıra disiplinli bir egzersiz programı uygulayan Özkan, 2019 yılından bu yana hiçbir ilaç kullanmadan, sadece düzenli spor ve yüzme ile yaşamını sürdürdüğünü belirtti. Bu tür farkındalık toplantılarının hastalar için bir nevi toplu terapi etkisi yarattığını söyleyen Özkan, benzer şikayetleri olan kişilerin umutsuzluğa kapılmadan uzman desteği almalarının önemini vurguladı.