Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından hafta sonuna girerken yayımlanan ve toplamda 88 sayfadan oluşan yeni fon rehberi, finansal piyasalarda beklenmedik bir hareketliliğe yol açtı. Sektör temsilcileri daha sınırlı ve yüzeysel revizyonlar beklerken, karşılaşılan metnin oldukça kapsamlı ve yer yer sert hükümler içermesi, fon yönetim dünyasında yeni bir dönemin başladığının habercisi oldu. Bulls Portföy Finansal Analisti Salih Oğuzhan Sever, düzenlemenin sadece operasyonel süreçleri değil, aynı zamanda Borsa İstanbul'un genel işleyişini ve yatırımcı davranışlarını da kökten etkileyebilecek bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.
Uluslararası standartlarda şeffaflık hamlesi
Sever, yeni rehberin en önemli kazanımlarından birinin şeffaflık ve portföy yapısı konusunda getirilen katı kriterler olduğunu ifade etti. Özellikle Türkiye'nin uluslararası endeks sağlayıcıları nezdinde uzun süredir eleştirilen bazı yapısal eksikliklerin bu düzenlemelerle giderilmeye çalışıldığını vurgulayan Sever, bu durumun MSCI değerlendirmeleri açısından oldukça olumlu bir gelişme olduğunu dile getirdi. Kasım ayında gerçekleşecek olan MSCI gözden geçirme sürecinde, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu risklerin bu adımlarla birlikte önemli ölçüde azalabileceği öngörülüyor. Analist, MSCI'nin yalnızca teknik verilerle değil, şirket bazlı detaylı incelemelerle de karar verdiğini hatırlatarak, şeffaflık tarafındaki bu iyileşmelerin küresel yatırımcı nezdinde güven tazeleyeceğini savundu.
Serbest fonlarda regülasyon baskısı artıyor
Düzenlemenin en çok dikkat çeken bölümlerinden birini serbest fonlara yönelik getirilen kısıtlamalar oluşturuyor. Sever, haftalık portföy dağılımı açıklama zorunluluğu ve belirli şirketlerde yoğunlaşmayı sınırlandıran yeni kriterlerin, serbest fonların doğasına aykırı bir regülasyon baskısı yarattığını ifade etti. Bu durumun, hedge fon mantığından uzaklaşılmasına neden olabileceğini belirten Sever, hisse senedi yoğun fonların bile bu yeni kurallar karşısında daha esnek bir yapıya sahip kalabileceğine dikkat çekti. Özellikle kapalı yapıdaki ve belirli yatırımcı gruplarına hizmet veren serbest fonlar için daha esnek bir çerçeve oluşturulması gerektiğini savunan analist, aksi takdirde sektörün dinamizminin zarar görebileceği uyarısında bulundu.
BIST 30 hisselerine yönelim ve piyasa riskleri
Yeni rehberin fonların portföy tercihlerini doğrudan BIST 30 hisselerine kaydırabileceğini öngören Sever, bu durumun piyasa derinliği üzerinde farklı etkiler yaratabileceğini belirtti. Borçlanma ve teminatlandırma süreçlerinde BIST 30 hisselerinin sağladığı avantajların, fon yöneticilerini bu tarafa iteceğini ifade eden analist, ancak her BIST 30 hissesinin aynı likiditeye sahip olmadığının altını çizdi. Sadece endekste yer almanın bir güvence olmadığını, takas yapısı ve işlem derinliği gibi unsurların da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, aşırı değerlemelere sahip hisseler için ek raporlama zorunluluğu getirilmesinin, piyasadaki fiyatlama davranışlarını daha sağlıklı bir zemine oturtabileceğini belirtti. Sever, son olarak, fonların BIST 30 ağırlıklı pozisyonlara dönmesiyle birlikte algoritmik yabancı sistemlerin piyasadaki işlem hacmini yüzde 70 seviyelerine kadar taşıyabileceğini, bu nedenle Borsa İstanbul'un piyasa bozucu davranışlara karşı çok daha hassas bir denetim mekanizması işletmesi gerektiğini sözlerine ekledi.